Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

Medeniyetlerin Yüzleşmesi

Eski çağlarda Mısır bir Doğu Akdeniz uygarlığıydı. Hititler Küçük Asya'da oldukça etkiliydiler. Fenikeliler tüm Akdeniz'i saracak şekilde ticari ağa sahiptiler. Fenikeliler, Lübnan-İsrail-Filistin Amanos bölgesinde yaşarken Doğu Akdeniz uygarlığı şeklinde ortaya çıkarlar. Tüm Akdeniz dünyasıyla ticaret yaparlar. Bulunduğu ortamın doğal koşullarını iyi değerlendirir. Mısır ve Yunanistan ve Anadolu(Küçük Asya) bu minvalde oldukça önemlidir. Helen ve İslam uygarlıkları doğu ve batıyı kendi çatıları altında birleştirmekteydi. Medeniyetler birbirleriyle yüzleştikçe (iletişim)yazılı metinler çeşitlendi: Hukuk, tıp, büyü, astroloji, astronomi, edebiyat, insan bilgisi vb. alanlar veya konular yazılı metinlere girdi. Bugünkü Latin alfabesinin Fenike-Yunan-Helen-Roma şeklinde uygarlıklar zincirinde gelişmiş olması bu anlamda önemlidir. Kültürel transferin de sembolüdür.

İslam Dünyası zengin bir coğrafya içerisinde doğmuştur. Coğrafya bir kaderdir sözü bu açıdan bakıldığında daha anlamlı durmaktadır. İslam dünyasının yayılma alanında Mısır, Filistin, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Suriye, Irak, İran vardı. Daha sonra Tüm Kuzey Afrika(Kartaca) vardı. İslam orduları buradan Cebel-i Tarık'tan İspanya'ya geçtiler. Müslümanlar, bu anlamda 8. yüzyılın ortalarında Orta Asya steplerinde bu gerçekle yüzleştiler. 1500'e kadar sürecek İslam çağı başladı. Buna Türk medeniyetinin katkısı da oldukça yoğundu. Değişen İslam dünyası işle 12. yüzyılda Batı yüzleşti. Batı da değişime uğradı. 300 yıl içinde bambaşka bir batı doğdu.

İslam Medeniyetinin Ortaçağ inkişafı coğrafi bir zorunluluktur. İslam Dünyasında toplumla iç içe medreseler yaygındır. Eğitim yaygın değildir. Ancak herkese açıktır. Bilgi gizlenmemektedir. Açıklık ilkesi ön plandadır. Kütüphaneler önemli görevler üslenmiştir. Manastır, kapalıdır. Bilgi, toplumu kontrol adına gizli tutulmaktadır.

İslam dünyasından bilgi aktıkça batı bunların büyük bir kısmını yasaklı düşünce ilan etti. İslam dünyasının ekonomik büyümesi ve sürekli batı egemenlerinin egemenliklerini sarsacak düşünceler üretmesi askeri çatışmayı kaçınılmaz kıldı. Avrupa egemenlerinin kendi alan hâkimiyeti için verdikleri bu mücadelenin adı Haçlı Seferleri'dir.