Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA EĞİTİM AMAÇLARI

Cumhuriyet’in ilk yıllarında laik, ulusal, kamusal, zorunlu, karma, çağdaş bir eğitim anlayışı amaçlanır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, bu eğitim anlayışının hukuki alt yapısını oluşturur. Bu kanun Türk eğitim tarihinde bir devrim niteliğindedir. Bu kanunla Türkiye’ye faaliyet gösteren tüm eğitim kurumlarının denetimi Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir. Azınlık bir disiplin altına alınmıştır. Alınamayanlar ise kapatılmıştır. (Vahapoğlu, 1990:150-152) Halkevleri ve Köy Enstitüleri eğitim amaçlarına ulaşmanın araçlarıdır. 15 Temmuz 1923’te toplanan I. Heyeti İlmiye toplantı kararları II. TBMM(Cumhuriyeti ilan eden meclis) hükümeti programına yansır. Bu programda dinsel eğitimden söz edilmez. Bu heyetin toplantı kararları ulusal, işe ve uygulamaya dönük çağdaş eğitimin ilk somut basamağıdır. Milli Mücadele yıllarında nesillerin milli ve manevi değerlerle yetiştirilmesi gerektiği vurgulanır. Saltanatın kaldırılması(1922) aşamasında Atatürk tarafından cehaletle mücadelenin gerekliliği ortaya konur. Kızların eğitilmesi gerektiği söylenir. Milli Mücadele, sadece işgal güçlerine direnişin adı değildir; cehaletle mücadelenin de ifadesidir. Meclis toplamadan ordu kurmayan bu bakımdan milli iradeyi ön plana çıkaran Milli Mücadele’nin lider kadrosu Meclis açılır açılmaz da kurulan hükümette Maarif(Eğitim) Bakanlığını teşkil etmelerinin ardındaki niyeti bu bakımdan dikkatli okumak gerekir. (Dinç, 1999:8). Erken Cumhuriyet Dönemi eğitim amaçlarından birisi laik, aklı ve bilimi rehber edinen, çevreyi koruyan, düşünen, yaratıcı, demokrat, insan haklarına saygılı, sorgulayan, üreten, nesiller yetiştirmektir. Özetle ‘laik, ulusal, kamusal, zorunlu, karma, çağdaş bir eğitim var etme’ temel hedeftir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, medreselerin kapatılması, yabancı okullarda Türkçe derslerinin zorunlu olması, millet mektepleri’ bize bunları gösterir. Yine azınlık okullarının denetiminin Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmesi, kolej ve diğer okullardan dini sembollerin kullanılmasının, değişik ulusal duyguları aşılamaya dönük dinsel öğretilerin yasaklanması bu bağlamda değerlendirilebilir. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Türkiye’de eğitimde büyük atılımlar yapılır. Örneğin 1923’ten 1928 yılına kadar 4.770 olan ilkokul sayısı 6.060’a çıkar. Bu rakam toprakları işgalden yeni kurtulmuş, kaynakları talan edilmiş bir ülke için oldukça büyüktür. Bu yatırımlar daha sonraki yıllarda artarak devam eder. Ancak eğitim yatırımları, II. Dünya Savaşı’nın başlaması nedeniyle neredeyse durma noktasına gelir (Öztürk, 1999:57-71).

1933-1953 arası yirmi yıllık süreçte siyasal gelişmelere bağlı olarak yukarıdaki sistem ve amaçlarda kırılma meydana gelir. Örneğin CHP’nin iktidardan düştüğü tarihlerde Halk Evleri ve Köy Enstitüleri kapatılır.