Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

BABAİ İSYANI: BÜYÜK TÜRKMEN YÜRÜYÜŞÜNÜN HAZİN SONU

13. yüzyıl başlarındaki Babai isyanı, halk ile saray arasındaki kopukluğun zorlamasıyla ortaya çıkmış iktisadi ve siyasi amaçlı toplum hareketidir.

Dini veya Sünni İslam’a karşı bir saldırı değildir. Buna rağmen maksatlı yaklaşımlarla namaz kılmayan, dinsiz ve sapkın bir gurup Türk’ün Sünniliğe başkaldırısı gibi gösterilmiştir.

Babai isyanı bu yönüyle, Türklerin hem siyasi hem de dini hayatında önemli bir yer tutmuş, etkileri günümüze kadar gelmiştir.

Moğol tehlikesinin Anadolu sınırlarına dayandığı dönemde, Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad 1237’de zehirlenerek öldürülmüş, oğlu II. Gıyaseddin tahta çıkmıştı.

Genç sultanın kötü yönetiminde iktidar boşluğu doğmuş, Sadettin Köpek gibi yöneticilerin dalaveresi ile yolsuzluklar devlet nizamını bozmuştu.

Moğol akınları önünde Asya’dan başlayıp Anadolu bozkırlarında son bulan yeni Türkmen göçleriyle şehir ve kasabaların düzeni çok zayıflamıştı.

Hayvancılıkla kıt kanaat geçimini sağlayan Türkmenler ise ağır vergilerin yanı sıra mültezimler, yağmacılar ve yerleşiklerin baskısı altındaydı.

Yaşadıkları acı dolu ibretlik olaylara biçare devlet yönetiminin değişmesi, toplumun ileride çok daha ağır sonuçlar yaratacak buhran günlerinden kurtarılması gerektiğine inanıyorlardı.

Merhum sultan I. Alaaddin Keykubad'ın güvenini kazanmış, Kayseri kadılığı yapmış, vakıf arazilerini yönetmiş baba İlyas Horasani’nin etrafında toplandılar.

Baba İlyas, Türklerin İslamlaşmasına etki eden 11. yüzyıl mutasavvıfı Ahmet Yesevi geleneğinde, Dede Garkın ocağı mürşidi ve münzevi düşünce insanıydı.[1]

Amasya’nın Çat köyünde kurduğu dergâhta; sultanın devlet işlerinden uzak kaldığını, halkın gelecekten umut kestiğini, ülkede huzurun tesis edilemediği konularını anlatıyordu

Sultan II. Gıyaseddin’in tahtan feragat etmesini, Türkmenlerin devlet yönetiminde görev almasını öğütlüyordu.[2]

Barışçıl niyetini, çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden binlerce Türkmen’i yükleri ve sürüleriyle birlikte başkent Konya’ya yürüterek sonuçlandırmak istemişti.

Anadolu’nun bedbaht insanlarına umut veren ve büyük heyecan yaratan bu fikirleri elden ele, ocaktan ocağa, obadan obaya yayıldı.

Selçuklu, Artuklu, Eyyubi ve Trabzon Rum devletleri hâkimiyetindeki Anadolu coğrafyalarından çok sayıda taraftar toplandı.

Baba İlyas’ın yanına aileleriyle birlikte sel gibi akan Türkmenler için Yeşilırmak’ın kenarında çadırlar kuruluyor, dev kazanlarda pişirilen aşlar dağıtılıyordu.

İlk kan, ilk can 1239’da Adıyaman’da toprağa düştü. Baba İlyas’ı velinin piri baba İshak kargaşa içindeki Adıyaman ve Malatya’nın yönetimlerinde kılıç zoruyla hâkimiyet sağlamıştı.

Sultan II. Gıyaseddin, bu gelişmelerden çok etkilenmiş, Amasya’ya ordu gönderilmesi emrini vermiş, Konya’yı terk ederek Kubadabad sarayına sığınmıştı.

Selçuklu subaşısı Armağan Şah ve gulam ordusu Amasya’yı zapt etmiş, yaralı yakalanan baba İlyas'ı idam ettirmiş, cesedini Harşena kalesi burcundan günlerce sallandırmıştı.

Bu gelişmelerin haberini alan baba İshak, Malatya’dan yola çıkarak Sivas ve Tokat’ta Selçuklu’ya üstünlük kurmuş, Amasya önlerine dayanmıştı.

1240’ta Amasya kalesini geri almış, Mürşidi baba İlyas’ın katili Armağan Şah'ı öldürüp, Babai isyanının yeni lideri kabul edilmişti.

Türkmenler, zaferin ve pirlerinin intikamını almış olmanın kazandırdığı moral destekle Konya’ya gitmek üzere yola dizilmişlerdi.

Baba İshak, sayıları binlerle ifade edilen Türkmen kitlesinin yanına her türlü güçlüğe karşı 3 bin kişilik ordusunu katmış, 1 Ağustos günü büyük yürüyüşü başlatmıştı.

Yürüyüşün ilk kafilesi Amasya Yozgat, diğer kafileler Amasya, Sivas, Kayseri güzergâhından Kırşehir’e ilerliyordu.

Zaman zaman yollarını kesen Selçuklu askerlerini püskürtmüş hastalık, yorgunluk, açlık gibi türlü sıkıntıları göğüslemiştiler.

Güz mevsiminin son günlerinde Kırşehir’in Seyfe Gölü kıyısındaki Malya Ovasında bir araya gelerek konakladılar.

Türkmenlerin Konya’ya girmesini istemeyen Selçuklular, askeri garnizonlarından gayri Türk ve ayrıca 1000 kadar gayri Müslim Frank süvarisini kiralayıp ittifak ordusu kurmuştu.

Tamamı ağır donanımlı ve profesyonel bu orduyu, azatlı Arap kölelerden Emir Necmettin’in emrine vererek Malya ovasına gönderdiler.[3]

1240 yılı Kasım ayında devasa Selçuklu ordusuyla savaşan baba İshak ve ordusunun tamamı zırhlı Frank süvarilerinin kılıç ve gürz darbeleriyle öldürülmüştü.

Kadın ve çocuklar dâhil esir alınanlar ile ganimetin büyük çoğunluğu askerlere paylaştırılmış, Frank askerlerine altın sikke dağıtılmıştı.[4]

Büyük Türkmen yürüyüşünün hazin sonu 1243 yılında Sivas Kösedağı’nda Moğol ordusuyla karşılaşan Selçuklunun çöküşünü hazırladı.

Türkmenleri ordusuna çağıramayan, çağırsa da yanında bulamayan sultan II. Gıyaseddin, soydaşlarına sırt çevirmesinin hesabını, hem savaşı hem de büyük bir devleti kaybederek vermiş, sürgün cezasını çekerken 1246’da ölmüştü.

***

Kaynak kitap, tez ve internet yayınları:

(i) Tuncer Baykara, Türkiye Selçukluları Sosyal ve Ekonomik Tarihi, Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2004. (ii) Ahmet Yaşar Ocak, Babailer İsyanı Aleviliğin Tarihsel Altyapısı, Dergah Yayınları, İstanbul, 2016. (iii) Ümit Kon, Babai İsyanının Ekonomik ve Sosyal Etkileri, Yüksek Lisans Tezi, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2019. (iv) Radikal Gazetesi, Ayşe Hür, Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti, 3.3.2013. Bahri Arslan, Babailer İsyanı ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin Durumu, HÜ. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Türk Tarihi Semineri, Ankara 2017.

Dipnotlar:

[1] Elvan Çelebi, “Menakıbul Kudsiye” isimli eserinde büyük dedesi Baba İlyas’ın kişiliği hakkında bilgi vermiştir.

[2] Baba İlyas Horasani'nin ziyarete açık türbesi, Amasya Merkez İlyas (Çat) Köyünde ve Turhal'a 10 km. mesafededir.

[3] Kaynaklarda belirtilen asker sayısı 12 bin ile 70 bin arasında değişiyor. Ancak Türkmenlerin karşısına Türk olmayan askerlerden kurulu bir ordu çıkarıldığı konusunda birleşiliyor.

[4] Selçuklu saray tarihçisi İbni Bibi, Selçukname ismiyle adlandırılan eserinde öldürülen Türkmen sayısını 4 bin kişi vermiştir.