Beyhan Erdoğan

Beyhan Erdoğan

SABAHATTİN BURHAN’DAN MİLLİ MÜCADELE’NİN TEK KIZ EFESİ

Aydın Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Şükrü Öksüz, bana Türk Ocağı’ndaki toplantıya gitmeyi teklif ettiğinde, torunlarıma söz verdiğimi, gidemeyeceğimi söylemiştim. Fakat sonra konu nedir diye sorduğumda, “Çiftlikli Çete Kübra” deyince:

“Yazarı kim?” dedim. Sabahattin Burhan imiş. “Efelerle, çetelerle ilgili öğreneceğim bir şey kaldığını sanmıyorum. O nedenle katılmak istemiyorum. Çünkü Sabahattin Burhan’ın daha önce yazdığı Yörük Ali Efe 3 cilt, Çete Ayşe 2 cilt, Gökçen Efe ile Şehit Cafer Efe kitaplarını okudum ve çok beğendim” dedim.

Ama yazar meslektaşımdı. Annem Nazilli’nin Hamidiye Köyü’nden, o da Toygar Köyü’nden idi. İki köy birbirine çok yakında. Üstelik Çanakkale Savaşı’nda şehit olan dedemin o köyden asker arkadaşları da vardı. Bu nedenle o toplantıya katıldım. İyi ki de katılmışım. Gerekli bilgileri aldıktan sonra kitabın sadece birinci cildini aldım. Hemen o gece okumaya başladım. Okudukça okumak istiyordum. Dört yüz sayfa civarında olan kitabı 4 günde bitirdim. Aklım kitapta ve kitaptaki kahramanlarda kalmıştı. İkinci cildi için Burhan Beye telefon ederek, onu da aldım ve en kısa sürede bitirdim. On altı yaşında ve nişanlı olan bir kızın ben artık memleketimde nişanlandım diyerek silahını alarak Yörük Ali Efe milislerine katılması, Yunan askerlerine epey zayiat verdirmesi, hemen hemen her baskında bulunması, Türk kadınının gerektiğinde vatan için neler yapabileceğinin en güzel göstergesi olmuştur. Yörük Ali’nin onun için söylediği şu söz çok önemlidir: “16 yaşındaki bir kızın işgal altındaki topraklarda silah kuşanıp gece vakti Çiftlik Köyü’nden Çete Ayşe’nin köyü olan İmamköy’e kadar gitmesi, hiçbir şey yapmasa bile kararlılığını göstermesi bakımından hizmet olarak yeter.” Bu kahraman kızımız Yörük Ali Efe’nin Yunan kuvvetlerine yaptığı baskınların çoğuna katılmış, elindeki silahı çok isabetli kullanmıştır. Yazarımız, Çete Kübra’nın hayatını anlatırken Aydın yöresinde milli mücadeleye katılan, katkı veren birçok kahramanı da ele alarak bize tanıtmıştır.

Adnan Menderes ile Etem Menderes’in kurdukları Ayyıldız Çetesi ile Çakırbeyli, Koçarlı, Dalama, Yenipazar civarında çalışmaları, Yörük Ali Efe ile işbirliğinde bulunmaları,, Galip Hoca lakaplı Celal Bayar’ı, Asaf Gökbel’i, Mahmut Esat Bozkurt’u, Mehmet Emin Arkayın’ı, Demirci Mehmet Efe’yi, Gökçen Efe’yi, Şehit Cafer Efe’yi, Mestan Efe’yi Sancakdar’ın Ali Efe’yi, Danişmentli İsmail Efe’yi, Ayşe Efe’yi, Saraçoğlu Şükrü Beyi, Miralay Şevki Beyi, Yüzbaşı Tahir Beyi ve daha yüzlerce kahraman efelerin ve insanların adını yazamadığım Aydın’da milli mücadeleye katkı vermiş, şehitleri gazileri saygıyla anıyorum, hepsine Allah’tan rahmet diliyorum.

Beni üzen şey ise 600 yılı aşkın birlikte iç içe ve komşu olarak, barış içinde yaşadığımız, dinlerine, örflerine karışmadığımız Rumların birdenbire yüzde yüz dönüş yaparak, Türk halkına en büyük kötülükleri, hainlikleri yapmasıydı. Ayrıca lisede 3 yıl boyunca okuduğumuz tarih derslerinde Aydın’ın işgali ve kurtuluş destanını öğrenip bilgi sahibi olacağımıza öğretmenlerimizin Yunan tarihi, Peleponnes savaşları, Truva, Paris ile Helen aşkını, Heredot destan örneklerini bize öğretmeye çalışmalarını kabul edemiyorum.

Germencik’te Kanlı Bahçe, Erbeyli Şehitliği, Çayyüzü Şehitliği, Karatepe Şehitliği ve Aydın halkına yapılan vahşeti ve kurtuluşumuza katkı veren kahramanlarımızı maalesef öğrenemedik. Anadolu’yu bölmeye, Ege’yi tümüyle Yunanlılara, İtalyanlara vermeye çalışan Yunan ordusunu destekleyen Avrupa ülkelerinin, ülkemizde yediği şamar unutulmamalıdır.

Ayrıca Türk bayrağının üzerine basarak İzmir’deki karargâha giden Hacı Anesti’yi, Türk ordusuna, yenilen ve esir düşen Trikopis’in Yunanistan’a iade edilince idam edilmeleri, Yunan halkı tarafından unutulmamalıdır. Türk ordusunun zafer kazanan komutanı Mustafa Kemal’in “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü örnek alınmalıdır diyor, yazarımız, dostum Sabahattin Burhan’a yeni eserleri için sağlık ve mutluluklar diliyorum.