Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

ŞAHSİYET YERGİSİ

Tarihte atı evcilleştiren ilk kavimler

Türk’tür.

Bu gerçeği atıyla birlikte gömülmüş

savaşçı mezarıyla açıklayamazsınız.

Daha sosyal, daha ekonomik sebepler

öne sürmeniz gerekir.

Mesela, at koşumuyla ilgili kelimelerin

etimolojisini inceleyebilirsiniz.

Eyer, kaş, gem, dizgin, üzengi ve

yular gibi…

Yular!

Türkler, atı çekmek ve bağlamak için

başına takılan ipe, bu ismi vermişler.

Birinin sözünden çıkmayanlara “Yuları

kaptırmış” demişler.

Yeni evlenecek gençleri “Dikkat et!

Yuları ele verme” diyerek öğütlemişler.

Yuların sahibine koşanları ise havuç

ile ödüllendirmişler.

Hem öğütlendir hem de ödüllendir.

Ne güzel…

Siz, öğüdü dikkate alın. Kişiliğinizi

ve aklınızı kimseye teslim etmeyin.

Hafazanallah! Bir bakarsın değirmen

taşına bağlanmış beygir oluvermişsin.

Burnunun üstünde bir tutam ot, taşın

etrafında dönüyorsun...

Yular takılı insanın; Efendisi vardır. Köledir.

Düşünmez ve açılım yapamaz…

Başarısı yoktur. Cesaretsizdir. Çekingen

ve ürkek…

Kurduğu ilişkiler ya ölü ya da geçicidir.

Hile ve desise ile kandırıp güçlendiğini

sanır.

Erdemli ortaklık anlayışı yoktur.

Paylaşmaz.

Arifin dükkanını bilmez. Hatta hiç

duymamıştır.

Söylenmesi gerekeni değil, kendisinden

istenileni söyler.

Siyaset, ticaret, tarikat üçgenindeki

siyah örnekler gibi…

Kıyı, köşe fark etmez. Her yerde

bulunmak ister.

Bugün badem bıyıklıdır. Yarın hilal

veya fırça. Hiç fark etmez.

Pozlanmayı sever.

Aslında bir kadraj karesi kadardır

bütün görüntüsü.

Osmanlı’ya Balkan harbini kaybettiren

alaylı paşalar da böyle idi.

111 yıl önce Meşruti yönetime darbe

yapan gerici askerler de.

Edebiyatın ilk delisi Don Kişot’un

arkadaşı Sancho Panza’da...

İster iyi, erdemli olsun; isterse

kötü ve erdemsiz.

“Bütün insanlar doğaları gereği bilmek

isterler”

Türkler de dâhil.

Kim adaletle, sevgiyle, dostça gayret

eder?

Kim toplumun beklentilerini karşılamak

için gönüllüdür?

Kim şahsi amaçlarını tezahür ettirmenin

yol ve yöntemini siyasetin kapısında arar?

Kim “Sözümüz geçmiyor” yalanına sığınır,

fakat kapalı kapılar ardında gizli pazarlık yapar?

Fazlasıyla bilinir.

Senin de görmen için etrafına şöyle

bir göz atman yeter.

Bak!

Beklediğimiz rüzgârların önünde…

Özgür ruhlu atları ile onurlu süvariler

geliyor…

Yükü saygın…

İstismar etmeyen, gizlemeyen, açık,

paylaşımcı, yenilikçi…

Gençlerin hayallerini kullanmayan…

Ne bir ölçek arpada, ne bir kese

altında gözü olmayan…

Dürüst ve samimi...

Edip Cansever’in masası gibi…

Bana mısın demeyen, her ağır yükü

taşıyan.