Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

ÖĞLEN’E KADAR BAKAN SELÇUK, SONRASINDA ZİYA ÖĞRETMEN

Daha önce yakın zamanda ilimize gelen eşi Rana Selçuk için de program yapılmıştı.

Geçen hafta sonu bu kez eşi Milli Eğitim bakanı Ziya Selçuk’u misafir etti Aydın .

Gün boyu devam eden programın 2 bölümünü de izleme fırsatım oldu.

Pazar günü gerçekleşen programda eğitim araçlarıyla donatılmış 2 bina açılışı, Valilik ve AKP İl binası ziyareti, öğlen bir konaklama tesisinde okul yaptıran hayırseverler ile benzeri bakan davetlerinde ,nasıl ve hangi kriterlere göre davet edildiğini bir türlü çözemediğim ama bildik hep aynı Sivil Toplum kuruluşu temsilcileriyle buluşma bölümünde Bakan Selçuk bir araya geldi eğitim camiasıyla.

Okul yaptıran veya bir ucundan köşesinden destek olan 56 hayırseverden törene katılan 42 kişiye plaketleri bizzat bakan Selçuk tarafından sunuldu.

Nerdeyse 20 yıl önce yaptırılan okulların açılışlarında da o tarihlerde de , törenler düzenlenmiş ve küçük de olsa plaket verilmiş olması lazım, ama bu kez toplu olarak hem özendirmek hem de ahde vefa için tekrar plaket verildi.

Tanıdık isimlerden ve inşaatı sırasında da bildik simalardan , Atça da babası Hadiloğlu İbrahim Uzunırmak adına , eski MHP li vekil Ali Uzunırmak, GüzelçamlıBelediye başkanı Bayram Bayaözlü bizaat kendisi, Nermin Metin Akar’ın Kuşadası Ege mahallesindeki adlarını taşıyan ilkokul , Efeler de Emel ve Mustafa Uşaklı Lisesi gibi 15-20 yıllık okulların banilerine bakan plaket verdi.

Bu törende ilginç tespitleri paylaşan Bakan Selçuk, artık bugün için değil, yarın gençlerin hayata atıldıkları zamandaki şartlra göre eğitim verilmesi gerektiğinden bahsederek, ara eleman bulunmamasını eğitim yapılmamasına bağladı.

İş arıyorum ile işçi arıyorum diyenleri bir araya getirdiklerini ve TOBB ile Sanayi Odaları ile yaptıkları görüşmeler sonucunda iş garantili ara eleman yetiştirecek okulları açtıklarını belirtti.

Aselsan içinde bir tekniker okulu, Otellerin içinde eğitim verecek okullar , Kocaeli’nde atıl durumdaki binaları film endüstrisi için stüdyoya çevirerek , buarda kameraman , stüdyo elemanları yetiştireceklerini vurguladı.

Teknik liselerin motor , torna ve tesviye ile ağaç bölümlerinin çağın gerisinde kaldığından , bunların yerine CNC tezgah üretim, bilgisayar yazılım, robotik üretim gibi günümüzün üretimlerine yönelik eğitim vereceklerini açıkladı.

Yurt dışında Lise çağında öğrencilerin , sular seller gibi yazılım ve robotik öğrendiklerini üniversiteye başladıklarında , artık doktora öğrencisi gibi eğitimlerine devam edeceklerini, biz de ise eğitimde 200 yıl geride olduğumuzu ifade etti.

Çok çarpıcı ifadelerinden artık fen liseleri ile teknik okulların giriş puanlarının aynı olduğunu, okulu bitirenlerin askerlik tecil sürelerini 6 yıl’a çıkardıklarını böylece ilk işe başlayanların tecrübelerini kazanarak sonrasında skere gidebileceklerini belirtti.

Anlatılanlara çok güzel şeylerdi doğrusu.

Ama toplam kalite için Ankara da bir Bakan böyle düşünürken ,illerde kısır siyaset ile benim adamım senin adamın çekişmesiyle nereye kadar varılabilecek ..?

Öğleden sonra ise ADÜ Atatürk Kültür Merkezi salonlarından en geniş olanında yüzlerce öğretmen ayakta ve merdivenlere oturarak bu kez ZİYA ÖĞRETMEN’in konuşmasını izledi.

Genelde merkez Efeler ilçesi olmak üzere yakın çevredeki öğretmenlerin tıklım tıklım doldurdukları salona hitap etmek üzere sahneden aşağıya inerek davetliler arasında gezinerek , Pazar , tatil günü için toplanan öğretmenlerden özür dileyerek , helallik aldı.

Hatta salondakilere dönerek , Pazar tatil günü ayakta dinleyenlere espri yaparak benim yerime bir öğretmen otursun demesi üzerine Ziya bey in protokoldeki yerine bir bayan öğretmen gelip oturdu.Ziya öğretmen ,

Ama konuşmam bitince kalkacaksın sözü tebessümlere neden oldu.

Altında kot pantolon, bir ceket , kravatsız bir gömlek ile ,ince uzun boyuyla çok sakin konuşan ZİYA ÖĞRETMEN rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu tadında nüktedan ve gerektiğinde hem merkezi bürokrasiyi , hem de salondakileri bir güzel eleştirdi.

Ev hanımı bir ana ile dolmuşçuluk yapan bir babanın evladı olarak baba mesleği olan dolmuşçuluk ta yaptığını ve aldığı eğitimler sonucu , uzmanlığı olan ,gelişim psikolojisi , psikolojik danışmanlık ve rehberlik yapan Ziya öğretmen bu meziyetiyle salonda bir saate yakın sıkmadan , esprilerle süslü bir konferansta Aydın’lı öğretmenlere seslendi.

Anlattığı bir fıkra ile, Pazar tatil günü çağrılı öğretmenlerin yüzlerini tebessüm ettirdi.

İşsiz güçsüz yalnız yaşayan birine arkadaşları gel seni evlendirelim demiş. Adam ne olacak evlenince deyince , arkadaşları , evin olur, karın eşin olur , sonra bir çocuğun olur der. İşsiz adam kabul eder ve evlenir. Ertesi sabah kadına kahvaltıda sorar, nerde çocuk, bana evin eşin çocuğun olacak dediler , ev , eş tamam nerde çocuk diye sorar.

Eğitimde de her şeyin sırası gelince, fıkradaki çocuk gibi zamanında doğacağına bağlayan Ziya Öğretmen , Bakanlıkta şu işin yapılmasını istediğini söylediğinde , bürokratların “olmaz efndim mevzuata aykırı “ demelerinden çok sıkıldığını ve o zaman ya o mevzuatı değiştirin ya da siz kendinizi yer değiştirin deyince çözüm bulunduğun anlatırken, aklıma rahmetli ÖZAL’ın da yakındığı gibi “ bu ülkede kurşun geçmez bürokrasi var “ sözü aklıma geliverdi.

Çocuklara asla 3 yaşına kadar ecp telefonu , tablet ve bilgisayar ile paketlenmiş gıda dan uzak tutulmasını ısrarla isterken, aksine olursa, ilkokula başlayan sorunlu , uyumsuz, rehberlik gerektiren bir nesil ile uğraşmak zorunda kalacaklarını üzülerek anlattı.

Çocukların eğitimi için eski zamanlarda olduğu gibi , sokakta arkadaşları ile ve ev hali ile eğitilmesini ve öğretim almasını ısrar etti.

Ziya öğretmen “içinizden gelen biriyim bu işleri her kademesinde yaşayarak buralara geldim. Eğer bir öğretmen odasına bakarsanız , o okulun durumunu halini hemen öğrenirsiniz. Hatta sandalyelerin sıralanışından kaç grup öğretmen olduğunu da hemen anlarsınız .”dedi.

Öğretmen sendikalarının da siyasi ayrımlara neden olmadan öğrencilere beyin ile değil ruhuyla temas etmelerini isterken , öğrencilerin vebalinin öğretmenlerde olduğunu , bu çocukların vebalinin ağır olduğunu üzerine basarak birkaç kez yineledi.

Öğrencilerin eğer sorunu varsa bu yetişkinlerin sorunundan kaynaklanmaktadır, tespiti büyük alkış aldı salonda.

Ama Ziya öğretmen , toplam kaliteyi yakalamaktan bahsetmedi.

Bunun için genel siyaset ve ekonomi üzerinden söylenecek daha çok şey vardı doğrusu.

Hani bir oyun vardır, biz kulaktan kulağa derdik çocukken .

En baştaki biri uzunca bir sözü yanındakinin kulağına söyler, o da yanındakini derken böyle devam ederek, on kişilik sıranın en sonunda olan kişiye söylenen sözün nasıl değiştiğini gülerek izlersiniz.

Pazar günü de gerçek böyleydi.

Ziya öğretmen Ankara dan çok idealist şeyler söylerken , İllere ve İlçelere gelince bu sözün tam zıddı bir anlam ile kulaklarda kalıyordu.

Toplam kalite olmadan standart yükselmiş olamaz.

Çinlilerin o anlamlı deyişindeki gibi,

“ Bir yıl sonrasını düşünüyorsan pirinç ek

On yıl sonrasını düşünüyorsan meyve fidanı dik

Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan eğit...”

İşte bunu söylüyordu Ziya öğretmen dün.

Söylediği çok güzel idealist tespitlerin yanı sıra, söylemediği bir o kadar gerçek de vardı aslında.

İşe atanmak isteyen öğretmenlerden ,yazılıdan en yüksek puanı alıp , sözlüde elenenler, işe girmek için malum sendikaya kayıtlı üyesi olmak , liyakat yerine bizim adam tercihini yapanlar, milli bir kalkınma heyecanını bu öğretmenlerden uzaklaştıranlar, küskünler yaratanlar,

Bakan SELÇUK ve ZİYA öğretmen doğru söyler de , acaba siyaseti düşünüp liyakatı unutan diğerleri neler der..?

SÖZÜN ÖZÜ :

HAYATTA EN BÜYÜK MUCİZE ÇOCUKKEN İYİ BİR ÖĞRETMENE RASTLAMAKTIR. EĞİTİM ,İYİYSE, BİR İNSANI LİDER , AKSİ OLURSA BİR HİTLER YARATIR.

MEHMET ÖZÇAKIR

PK:110 EFELER – AYDIN

GSM : 0.505.8077828