Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

MELİK ŞAH

Melik Şah, Büyük Selçuklu başkenti Isfahan’da, Alparslan’ın Safarriye isimli eşinden 9 Aralık 1055’te doğdu.

Doğduğu gün devlet tahtında Tuğrul Bey vardı. Dedesi Çağrı Bey Merv’de bulunuyordu. Babası Alparslan Karahanlı topraklarında savaşıyordu.

Melik Şah, saraydaki tek varisti. Kardeş ve kuzenleri (1) eyalet sancağına çıkmıştı. İki halası Abbasi ve Büveyhli halifelere gelin (2) gönderilmişti.

1063’te devlet tahtına oturan babası Alparslan ile vezir Nizamülmülk’ün yakın ilgisine mazhar oldu. Atabeylerin yanında çok iyi tahsil gördü. Farsçayı öğrendi.

1072’de Karahanlı topraklarına sefer yapan Alparslan’ın bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine, Büyük Selçuklu tahtına geçtiğinde on yedi yaşındaydı.

Bölgedeki söz sahibi güçler, Bizans İmparatorluğu, Fatımi ve Abbasi Halifelikleri, Büveyhoğulları ile doğuda Karahanlı ve Gazneli devletleriydi.

Bizans Balkanlar ve Anadolu’da, Fatımiler Mısır, Suriye ve Hicaz’da hüküm sürüyordu. Abbasiler Bağdat’ta, Büveyhoğulları da İran’ın güney batısı ve Irak’ın güneyine hâkimdi.

Melik Şah, ilk olarak Alparslan’ın yokluğunu fırsata çevirmek isteyen Karahanlı, Gazneli ve Kirman beyi amcası Kara Kavurd’un isyanlarını bastırdı.

Devlet yönetiminde çöl göçeri Arapları değil, Fars kökenli bürokratlar ve babası Alparslan’ın veziri Nizamülmülk (3) ile çalışmayı tercih etti.

Başkentte aylıklı askerlerden oluşan hassa (gulam) ordusu kurdu. Bu ordunun başına saray kölelerinden yetiştirilmiş kimseleri atadı.

Yabancı unsurların devlete nüfuz etmesini benimsemeyen bozkırın efendisi Türkmen beylerini eyaletlerin yönetimine getirip saraydan uzak tuttu.

Büyük Selçuklu Devletinin işleyişini reformlarla yeniden yapılandırdı. Saltanat ve divan teşkilatı kanunnameleri yazdırdı.

Kadılık dâhil bütün devlet yazışmalarında Fars alfabesini resmi yazı dili kabul ettirdi. Hanedan dili Türkçe, eğitim dili Arapçaydı.

Devlet gelirlerinin artırılması için mali ve mülki düzenlemeler yaptı. İç ve dış ticareti canlandırdı.

Eğitimi, vilayet ve toprak yönetimini, sosyal hayatı düzenleyen kanunlar çıkardı.

1074’den itibaren Gürcistan, Kafkasya, Orta Doğu, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde fetihler yaptı.

Karmatiler, Araplar, Farslar, Gürcüler ve Ermenileri itaat altına aldı. Urfa, Halep, Antakya ve Lazkiye’yi fethetti.

1089’a kadar Doğu Akdeniz kıyılarına erişti. Filistin’in fethinden sonra Arabistan yarımadasını zapt etti.

11. yüzyılın sonlarına doğru Bizans’ın İstanbul’u hariç, hâkimiyeti altına girmeyen toprak parçası ve ülke kalmamıştı.

Zaferlerin arkasında Alparslan’ın komutalarından Artuk ve Savtekin gibi Türkmen komutanlar ile yiğit Alpleri vardı.

Her birisi bir kahraman olan Süleyman Şah, Kızılarslan Atsız, Çabak, Aksungur, İsa Börü, Yakup, Goharayin, Yağı Basan, Bozan, Çökermiş gibi askeri dehalar yanındaydı.

Bu kumandanlara ülkenin merkez ve stratejik bölgelerini, sınır boylarını teslim ederek ülkenin güvenliğini sağladı.

Hanedan üyelerine Kunduz, Toharistan, Herat, Kirman, Azerbaycan gibi uzak bölgeleri ve yeni fethedilen yerleri ikta etti.

Melik Şah, Türkistan’a yapılan Arap saldırılarından iki yüz elli yıl sonra Türkleri, Arabistan’a taşımış ve hâkim nüfuz yapmıştı.

1082’de Bağdat’ta halife sarayına girdiğinde; Tuğrul Bey gibi davranmamıştı. “Halife Kureyşidir” kuralını yıkmış, Muktedi’den halifelik mührünü teslim almıştı.

Hilafet, Yavuz Sultan Selim’den yaklaşık beş asır önce Türklere geçmişti. Fakat sıhriyet akrabalığı nedeniyle görevi iade ederek hoşgörü göstermişti.

Melik Şah, Türk dünyasının en etkili hükümdarları arasındadır. Büyük Selçuklu Devletini, siyasi başarıların yanında iktisadî ve kültürel bakımdan zirveye çıkarmıştı.

Ülkenin her tarafında Fatımilerin Ezher’ine karşılık Medreseler (4) kurmuş, din ve devlet adamlarının yetiştirilmesine ön olmuştu.

1079’dan itibaren iktisadi sahada, Hicri takvimin yerine İsfahan’daki gözlemevinde Ömer Hayyam başkanlığında hazırlanan Celali takvim (5) uygulamasını başlatmıştı.

Melik Şahın, İslam anlayışı ve yaşayışı da farklıydı. Birleştirici ve bütünleştiriciydi. Ne dedesi Çağrı ve Tuğrul gibi “Hanefi-Maturidi” ne de babası Alparslan gibi “Şafi-Eşari” idi.

Eşari (Ehli Hadis) ve Maturidi (Ehli Rey) mezheplerinin kelam ve fıkıh anlayışını bir Sünni blokta buluşturmaya çalışmıştı.

Ehl-i Sünnet ve Şii Caferî âlimlerini Bağdat’ta (6) konuk ederek Mezhep kavgalarına son verdirmişti.

Sünni İslam inancındaki Hasan Sabbah’ın başında bulunduğu gizli Batıni tarikatı ile mücadele etmiş, vezir Nizamülmülk bu uğurda canından olmuştu.

Selçuklu tarihi ve hanedan şeceresi hakkında Risalei Melikşahi (7) isimli eseri Farsça yazdırıp tarihe kayıt düştükten sonra 1092’de, otuz yedi yaşındayken Bağdat’ta vefat etmişti.

Cenazesi Isfahan’a götürüldü. Türk yoğ törenleri yapılıp, Mevlidi şerifler okunup Darül Betik Medresesinde toprağa yatırıldı.

Şehzadeler arasında yönetim kavgası başladı. 1093’te Mahmud, 1094’te Beryaruk tahta çıktı. On yıl süren şehzade savaşlarında, devlet duraklama devrine girdi.

Melik Şahın, Zübeyde hatundan Berkyaruk, Terken hatundan Mahmud ve Davud, Seferiye isimli cariyesinden Muhammed Tapar ve Ahmed Sencer isminde erkek çocukları vardı.

Kız çocuklarından Cevher hatunu Gazneli III. Mesud, Mah Melek hatunu Abbasi halifesi Muktedi, Seyyide hatunu ise Abbasi halifesi Mustazhir ile evlendirmişti.

Dedesi Çağrı Beyin lakabını ad verdiği oğlu Davud’u küçük yaşta kaybedince, cenazeyi beş gün kucağında taşımış, yanına kimseyi yaklaştırmamıştı.

Bu dünyadan Oğuzun Kınık soyundan bir Melik Şah geçmişti. O, Türkmenlerin beyi, Arapların Meliki, Farsların Şahıydı.

***

Kaynaklar:

(i) Abdülkerim ÖZAYDIN, Melikşah, TDV Ansiklopedisi, cilt: 29; sayfa: 56,2004, (ii) M. Faruk GÜRTUNCA, Alp Arslan Oğlu Melikşah, Ülkü Basımevi, İstanbul, 1971, (iii) İbrahim KAFESOĞLU, Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2014.

Dipnotlar:

(1) Melik Şahın kardeşlerinin isimleri; Tutuş, Arslan, Toğan, Argun, Tekiş, İlyas, Ayaz, Böri Bars ve Tuğrul’dur. Amcazadeleri ise Alp Sungur, Yakuti, Kara Kavurd, Süleyman, İlyas, Arslan Argun’dur.

(2) Melik Şahın, Hatice Arslan isimli halası Abbasi halifesi el Kaim Biemrillah, Safiye Hatun isimli halası ise Büveyhli şehzadesi Ebu Mansur ile evlendirilmiştir.

(3) Vezir Nizâmülmülk, devleti İrani yapı çerçevesinde nasıl ihdas ettiğini Siyasetname isimli eserinde, detayları ve gerekçeleriyle birlikte açıklamıştır.

(4) Selçuklu ülkesinde Eşari din ekolü, Nizamiye Medreseleri ile hâkim hale getirilmiştir.

(5) Melik Şahın lakabı olan Celalüddevle’den dolayı Celali takvimi denmiştir.

(6) Bağdat Medresesinde yapılan toplantının notları vezir Nizamülmülk’ün kardeşi tarafından yazılmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.

(7) Melik Şah ile başlayan tarih ve şecere yazdırma geleneği devam ettirilerek Selçuklular Şehnamesi yazdırılmıştır.