Beyhan Erdoğan

Beyhan Erdoğan

TOPLUMLARIN İDEAL DEVLET DÜZENİ ÖZLEMİ

“Devlet”, İslam dünyasında Eflatun olarak tanınan Antik Yunan filozofu, matematikçi, günümüzdeki modern üniversite oluşumunun başlangıcı olarak kabul edilen Atina Akademisi’nin kurucusu, Sokrates’in öğrencisi olan Platon’un günümüze ulaşan eserlerinden birinin adı. Sabahattin Eyüpoğlu ile Mehmet Ali Cimcoz, çevirisini yapmışlar. Önsözünden etkilenmiştim. Sokrates, ölüme mahkum edildiğinde 27 yaşında olan Efaltun’un bu eseri, doğrudan, dürüstlükten, iyiden yana olan öğretmenini ölüme mahkum etmeyecek bir devlet düzeninin özlemiyle yazdığından söz ediliyordu, bu önsözünde. Ne yazık ki, bu ideal hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşemedi.

Varoluşunun ilk zamanlarında diğer hayvanlardan farksız, diğer kimi hayvanlardan daha güçsüz olan insanı hayvanlardan ayıran özelliği hayvanlar gibi içgüdüleri ile doğaya boyun eğmeyip özgür iradesi ile doğaya hükmetmesi ve hemcinsleri ile birlikte yaşamayı sürdürebilme becerisidir. Zordur birlikte yaşamak; olanaksızdır bireyleri birbirlerine karşı ödev ve sorumluluklardan yoksun bir toplumun sürekliliği.

Bu nedenle ortaya çıkmıştır bütün örf ve adetler, kurallar, yasalar, anayasalar. İnsanların sorunsuz birlikte yaşayabilmeleri için.

Birlikte yaşamın ortaya çıkardığı en önemli sorun, toplulukların nasıl yönetileceğidir. Önceleri kendilerini koruyup kollayacaklarına, doğaüstü güçlere sahip olduklarına inandıkları büyücüleri tarafından yönetilmeye rıza göstermiş insan toplulukları. Giderek de iktidarı zorla ellerine geçirerek zenginleşen, topluma kendi koydukları kuraları dayatan toprak ağası soylular, tiranlar, derebeyleri, krallar, padişahlar ve diktatörlere boyun eğerek yaşamak zorunda kalmışlar.

PLATON, İDEAL DEVLET DÜZENİNDE; toplumu oluşturan bireyleri bakır, gümüş ve altın olarak sınıflandırmış. Toplumun kafaları işlemeyen, bedenleriyle çalışmasını bilen işçiler, zanaatçılar, çiftçiler, doğuştan yürekli, güçlü ve çevik olan askerler ve iyi eğitimli bilge yöneticiler olmak üzere üç kökenden / kasttan oluştuğunu savunmuş. Devletin nasıl yönetileceğini ayrıntılarıyla ele aldığı eserin sonunda da bu tasarımın ütopya olduğunu; böyle bir devlet düzeninin ancak toplumun tüm bireyleri tarafından benimsenip zorlama olmaksızın sürdürülmesiyle mümkün olabileceğini söylemiş.

Platon’dan sonra da süregelmiş ideal devlet düzeni özlemi. Zamanla bu özlem toplumsal eşitsizliğin olmadığı arayışlarla bezenmiş.

ÜTOPYA

Thomas More’un William Shakespeare’in doğum yılı olan 1516’da yayımlanan Ütopya adlı eseri de bu arayışın ürünü. Çağdışı Erasmus gibi insanları renklerini, ırklarını, dinlerini ve mevkilerini gözetmeksizin sevmeyi, insanların yararını ilke edinmiş hümanizm akımının öncülerinden biri Thomas More. O da İngiltere’nin toplum üzeninin çarpıklığını eleştirmiş; toplumdaki mutsuzluk ve eşitsizliğin özel mülkiyetten kaynaklandığını savunmuş, O’na göre özel mülkiyet kaldırılmalı, toplum sınıfsız, her insan bir değer ve birbiriyle eşit olmalıdır.

Yöneticiler, iyi eğitim görmüş kişiler arasından halk tarafından seçilmeli, demokratik devletin görevi, toplumsal barışı gerçekleştirmek, halkın mutluluğunu sağlamak olmalıdır. Bunun bir hayal olduğu bilinciyle de eserini kendi ürettiği “ütopya” sözcüğüyle adlandırmış. Ütopya, kökeni, Yunancada “yer” anlamına gelen “topos” sözcüğü ve “olmayan” anlamına gelen “ou” ekinin birleşimiyle ilk kez “olmayan yer / ülke” anlamında Thomas More tarafından kullanılmıştır.

Thomas More: Yaşamında önde gelen bir hümanist bilgin unvanına kavuşup birçok kamu görevi üstlenen İngiliz yazar, devlet adamı, hukukçu. 1516’da yazdığı ‘Ütopya’ adlı eserinde ideal hayali bir ada ülkenin siyasi sistemini tarif etti. Bu eserle edebiyatta yeni bir nesil yarattı.