Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

DÜNÜ, BUGÜNE TAŞIYAN BİR MESLEK , SAHAFLAR ve SAHAFLIK

Eskiden bu yana dilimize pelesenk olmuş ilginç isimli meslekler günümüze dek aynen korunmuştur.

Tuhafiyeci, Zücaciye, debbağ , makastar , Sahaflık , ve benzeri meslekler günümüze dek ulaşan ve bilinen mesleklerdir.

Sahaf kelime anlamı olarak eskiden “ kitap satanlara” verilen isimdir.

Sahaf kelimesi, Arapça ‘Suhuf’ (kağıt parçaları) kelimesinden geliyor. Bu arada ‘sahaf’ kelimesinin, “sahhaf “ olarak ta kullanılmaktadır. Sahaf esnafı eskiden beri, yazma ve değerli kitap satan, derin kitap bilgisi ve ilmi olan, müşterisinin ihtiyacını gideren, kitap konusunda insanlara yol gösteren ticaret erbabıdır.

Matbaanın keşfedilip, basın işinde kullanılmasından önce kitaplar elle yazılırdı. Bu işi, meslek edinen pek çok kişi bulunurdu. Bunların yazdıkları kitapları dükkânlarda satma, ilk defa 14. yüzyılda Bursa’da görüldü. Edirne başşehir olunca sahaflık (sahhâflık) merkezi burada da gelişti

Daha sonra İstanbul’da Kapalıçarşıda ’da pekçok sahaf (sahhaf) dükkanı açıldı. Beyazıt meyanı ve camisi avlusundan Kapalıçarşı’ya giden yol üzerinde iki taraflı sahaflar çoğaldı. Bunlardan bir kısmı günümüzde de eski eserleri satmakta ve burası Sahaflar Çarşısı olarak bilinmektedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde 17. yüzyılda burada sahaf dükkanı sayısının 50, ulema hizmetinde bulunan sahaf esnafı sayısının ise 300 olduğundan bahsedilir.

Kapalıçarşı’daki sahaf dükkanları Birinci Dünya Harbinden sonra tamamen kapandı. Kitapçı dükkanlarının bir kısmı Bayezid Camii avlusunda bulunan Sahaflar Çarşısına; bir kısmı da Babıali Caddesi (Ankara Caddesi)ne taşındı. Osmanlılar zamanında sabit sahaf dükkanlarının yanında, gezen, bohça ile kitap satışı yapanlar da vardı. Bunlara “bohçacı” denirdi. Bu kimseler konak ve evleri dolaşarak kitap satarlardı.

Sahaflar, diğer esnaf teşekkülleri gibi loncaya mensuptular. Tamamen loncanın kurallarına tabiydiler ve kendilerine has tellal ve kahyaları vardı. Sahaflar aralarındaki anlaşmazlıkları halletmek ve devlet dairelerindeki işlerine bakmak üzere bir başkan seçerlerdi. Buna, “sahaflar şeyhi” denirdi.

Sahaf esnafı çoğunlukla yazma ve değerli kitap satan, derin kitap bilgisi ve ilmi olan, müşterisinin ihtiyacını gideren, ehline ehliyetle deva bulan bir ticaret erbabıdır. Sahaf kitabın en iyisinin hangisi olduğunu bilendir. Kitap hakkında bilgi sahibidir. Daha iyiyi iyi olandan ayırır; yani hangi kitabın birinci, hangisinin ikinci kaynak olduğunu bilir. Sahaflık okuyup yazma ile değil, alıp satma ile öğrenilir. İyi sahaf olmak için kitapla dost olmak gerekir. Efendi ve Çelebi bir sahaf kitabı çok parayı verene değil, onunla ilgilenene satar.

Bu güzel meziyetlerin yanında müşterisinin bir kitaba ilgisi olduğunu farkettiğinde fiyatı yükselten sahaflar da var. Bundan dolayı sahaflar arasında “es-sahaf , bî-insaf ” ( insafsız sahaf ) sözü yerleşmiş bir deyimdir. Kâr amacını fazla ön planda tutan meslektaşlarını sahaflar özellikle alıcının ilgisini fark ettiğinde, fiyat artırmaya kalkan böyleleri için “insafsızlık” suçlaması getiren özel bir deyimdir. Es-sahaf bi-insaf..!

Sahaflık, devamlı literatür ve kaynak eser takibi gerektiren, parası ve müşterisi az olan bir meslek olarak yaşam savaşı verse de, kitaba aşık insanlar var oldukça bu meslek de yaşayacak.

Eskiden Beyazıt sahaflar çarşısında 23 dükkan varken bugün iki üç sahaf dükkânı kalmıştır ve sahaflık farklı merkezlere yayılmış durumdadır. Sahaflık devamlı takip isteyen, müşterisi ve parası az bir meslektir.

2014 yılında İstanbul Üsküdar’da deniz kokusu ile kitap kokusu birbirine karıştığı ilk kez bir “sahaf festivali “ düzenlendi. 3-14 Eylül 2014 tarihleri arasında Üsküdar Belediyesi himayesinde gerçekleşen 1.Üsküdar Sahaf Festivali bu alanda bir ilktir.

Türkiye'de kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, “ OSMANLI DA SAHAFLIK ve SAHAFLAR “adlı kitabı bu konuda ciddi bir kaynaktır. Çok uzun yıllar üzerinde çalıştığı bu eserinde, orijinal ve el değmemiş sayısız arşiv malzemesi kullanmıştır. 1604-1909 tarihleri arasında, başta İstanbul olmak üzere Bursa ve Edirne'ye ait 3000 civarında mahkeme defterinin taranmasıyla elde edilen 200'e yakın sahaf terekesi yanında birçok arşiv vesikası da kullanılarak Osmanlı dönemindeki sahaflık ve kitap ticareti aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar, kitap üretimi, kitap piyasası, kitap ticareti, ne tür kitaplar okunduğu, okuma kültürü, sahaflık mesleğini icra edenlerin ticari ve sosyal hayatları ile Osmanlı entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimizi zenginleştirmiş, İslâm dünyası ve özellikle Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hükmün de değişmesini sağlamıştır. Osmanlıların okuma alışkanlıkları olmadığı, sahafların câhil ve kitaptan anlamayan kimseler oldukları ya da matbaaya karşı hattatların ciddi direniş gösterdikleri gibi peşin hükümlerin temelsiz olduğunu ortaya koymuştur.

1729 yılında, Macar asıllı Osmanlı vatandaşı İbrahim Müteferrika’nın İstanbul’da bir matbaa kurması, sahaflık mesleği açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Sahafların piri olan Müteferrika’nın ilk bastığı kitap, “Vankulu Lugatı”dır. Bugün Müteferrika’nın Beyazıt Sahaflar Çarşısı’nda bir büstü de bulunmaktadır.

Ancak , aslında Osmanlı topraklarındaki ilk matbaa, 1729 dan çok daha önce, 1492 yılında, İspanya’dan kovulan ve Osmanlı’ya sığınan Sefarad Yahudileri tarafından kurulmuştur. 1493’te basılan ilk kitap da “Arbaaturim” adını taşır ve İbranice’dir. Fatih Sultan Mehmet ve oğlu İkinci Beyazıd’ın izniyle, Ortaköy’de bir matbaa kuran Sefarad Yahudilerini, 1500’lü yıllarda Ermeniler ve Rumlar yine kendi dillerinde kitap basarak takip eder.

Müteferrika’ya gelene kadar, Türkler tarafından bir matbaa kurulmasına ise özellikle yazma eserler üreten, yukarıda saydığımız mesleklerin ustaları işsiz kalmak korkusuyla karşı çıkarlar. Bu konuya dini bir kılıf giydirip “gavur icadı” diyenler de olur.

Ama sonuçta böyle bir gelişmenin önünde uzun süre durmak mümkün değildir. Böylece ağır aksak da olsa başlayan Türk dilindeki basılı kitapların serüveni günümüze kadar gelir. Burada sahaflığı, yazma eserler ve basılı eserler olarak iki ana uzmanlık dalına ayırmak lazım. Yazma eserler, artık çoğunlukla müzelerdeki yerlerini aldığı için günümüz sahaflarının ana uğraş konusu basılı eserlerdir.

Osmanlı’dan günümüze usta-çırak ilişkisiyle aktarılan sahaflık geleneği, bugün neredeyse kaybolmuş durumda Aslında bir “bilim dalı” gibi özen isteyen bu mesleği, layıkıyla sürdüren ustaların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Bir dernekleri de bulunan sahaflar, artık fazla yazma eser bulunmadığı için çoğunlukla basılı eski eser alıp satıyor. Meslek eski canlılığını ve gördüğü ilgiyi yitirmekle beraber, özellikle İstanbul’un Beyazıt Sahaflar Çarşısı, Beyoğlu Aslıhan Çarşısı, Kadıköy Akmar gibi farklı merkezlerinde varlığını sürdürüyor.

Her yıl İzmir de düzenlen Kitap fuarında bir bölüm işte bu sahaflara ayrılan özel bir salonda yirmiye yakın Sahaf dünü ve bugünü kitapseverlerle buluşturuyor. Tozlu , sararmış yapraklar arasında çıkan bir kuru çiçek, bir el yazısı not, bir soluk fotoğraf, adeta yıllar öncesinden size elini uzatan bir köprüdür.

Gazetelerin özel gün baskıları,Hayat Dergisi , Hey Müzik dergisi Akbaba Mizah dergisi,Plaklar ve her konuda yayının ilk baskıları, Pul ve para koleksiyonları , artık basım ve yayımı yapılmayan nadir ve ender bulunan yayınlar Kitap fuarının özel müşterilerini kendine çeker.

Sahaf’a girmek kolaydır da çıkmak çok zordur, müdavimlerine ve meraklılarına.

Uzunçalar Longplaylar, on liradan elli liraya, Mizah dergilerinin beş liraya, özel baskı gazetelerin elli liraya kadar müşteri bulduğu Sahaf dükkanlarında ,aslında herkes kendi çocukluğu ve anılarıyla buluşuyor.

Bir çok kentteki butik nostalji sahaf dükkanları, meraklılarına dün ile bugün arasında köprü oluşturan sahaflık mesleğinin ilki olan EFESAHAF nihayet Aydın da bir ilk olarak sevgili kardeşim Fehmi sayesinde Aydınlılarla eski kitapları buluşturdu ve nostalji yaşattı.

Kim bilir , eşinizin dostunuzun , evdekilerin “neden tutuyoruz ,atalım bunları “ dediği tavan arasında yıllardır ahşap sandıkta , bodrumda kolilerin içinde bekleyen sararmış kitaplarınız belki bir hazine olabilir..!

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK.110 EFELER - AYDIN

GSM : 0.542.7608691