Mehmet Özçakır

Mehmet Özçakır

DEMİNİ ALMIŞ ANEKDOTLAR

İnsanların en hayırlısı başkalarına yaptığı hizmetlerdir.

Geçen hafta içinde KIZILAY Aydın Şubesince yaz’ın iyice düşen kan bağışını arttırmak için Aydın Gazeteciler Cemiyeti grubunda duyuru yaparak , basın açıklaması yapmak üzere Kent meydanına davet etmişti.Bu kutsal hizmete destek vermek üzere yerel basın’ın kan bağışı yapması için bulunduğum çağrıya gelen destek üzerine hem basın açıklamasını haber yapmak üzere, hem de kan bağışı yaparak haber olmak üzere Kent meydanında toplandık.

Kan vermek bazılarına pek de çekici gelmese de, hatta itici korkutucu gibi gelse de, bir gün hepimizin ihtiyacı olacak insandan başkasından alınamayan doğal bir ürün.

Adeta organ bağışı gibi , HİÇ BİR ÇIKAR VE MENFAAT BEKLEMEDEN sürekli kan bağışının hem bir başkasına yardım etmenin verdiği huzur ve paylaşma onuru , hem de birinin sağlığını kurtarmak kutsallığının erdemini yaşayan ve bilenlerdenim.

Çok şükür ihtiyacım olmasa da, 47 kişiye Kızılay’dan 13 kişiye de hastanelerin acil servisinden olmak üzere tam 60 ünite ve ortalama 30 kilo kan bağışıyla , KIZILAY tarafından bu yıl PLAKET ile ödüllendirileceğimi öğrendim.

Kan verdiğim ilk günü anımsıyorum.

Çalıştığım kurumdan bir yakınına gerekli olan kan için eski adıyla SSK hastanesinde kan vermek için gittiğimde , genelde herkes gibi iğneden pek de haz etmeyen biri olarak , çekinmedim değil doğrusu.

Ama kan’a ihtiyacı olan birinin dermanı olmak ,sizden şifa beklemek , bir başka sorumluluk ..!

paylaşmanın hazzını ilk kez orada hissettim.

Hem kendimizin sağlığı , hem de bir başkasına hayat vermek yeri doldurulamayacak bir keyif .

Kan verdikten sonra ayaklarımın yerden kesildiğini , hafiflediğimi fiziksel olarak da hissettim.

Yürüyüşüm de değişmiş ve pek hafif hissetmiştim.

Birinin yaşama tutunmasına yardımcı olmanın mutluluğu da denebilir buna.

Kan şimdilik insandan alınabilecek tek ürün.

İnsan’ın insan’a ihtiyacı hiç bitmeyecek.

Onun için bu fani dünyamızda insanlar iyi olmak , birbirimize muhtaç olmak yaradılışımızda gizlidir.

Gerektiğinde kendi şifamız yine bir başka insanımızdır.

Bazılarımız Kızılay’ı bağış olarak aldığı kan ürünlerini satmakla eleştirdiklerini duyuyorum.

İçinde olan biri ve düzenli kan donörü olarak alınan bağış kanlar için tek sefer kullanımlık, iğne, hortum , torba gibi sarf malzemeleri , kandaki başta AIDS ve Sarılık olmak üzere yapılan testleri, soğuk zincir içinde nakli ve saklanması depolanması hizmetlerinin karşılığı olarak alınan kan ücretini çok görmemek lazım.

Bu işlemlerin içinde çalışan personelin maaş ve ücretlerini hiç dahil etmeseniz dahi, elbette bu giderler karşılığı alınan ücret söz konusu edilmemelidir.

Bir de organ nakli var ki, yine insan olarak birbirimize muhtacız.

Çünkü insan’ın yedek parçası henüz yapılmadı. Bakmayın siz böbrek diyalizi, yapay kalp , hiç aslını tutar mı..?

Öldükten sonra toprak altında çürüyeceğimize , organlarımız bizden sonrakilere miras bırakmalı ki, sonrasında başkalarının mutluluğu ile yaşamaya devam etsinler.

Yaşı henüz 50 lerde olan dostlarım ve okurlarım da sesleniyorum.

Kızılay’ın bir başka hizmeti ile insanlara şifa olabilirsiniz.

Kök hücre analizi yaptırmak üzere Kızılay a bir damla kan vermeniz yeterli.

Yaşama tutunmak için doku uyuşmasını bekleyen binlerce hastadan biri belki sizi bekliyor.

Hayata dönmelerine ancak sizin kök hücreleriniz ve organlarınız yardımcı olabilir.

Bu kişi belki de siz veya en yakınınız olabilir.

Kimin kan ve organ ihtiyacı olduğunu , kim bilir..?

Bugün size , yarın bize.

Hayat sürprizlerle doludur.

Siz siz olun , pişman olmadan önce , hemen yarından sonra bu Pazartesi günü Kızılay’a gitmeyi ihmal etmeyin. Hem bir ünite kan verin hem de kök hücre bağışçısı olun.

Yaşınız biraz daha geçince , isteseniz de bu onurlu ve kutsal yardımı yapamayacaksınız..!

Ne demişler, KENDİ ACISINI HİSSEDEN CANLIDIR, BAŞKALARININ ACISINI DA HİSSEDEN İNSANDIR.

****

Dem’ini almış kelimeler, cümleler, anekdotlar, aslında hepimize birer rehber. Eğer tarihi özdeyişlerden çıkarılsaydı dersler, hiç tekerrür edermiydi tarih tekrar..?

işte bunlardan biri ince ve anlamlı bir anekdot , ders çıkarmasını bilenlerden olmanız dileğiyle ,

Bir adam kötü yoldan haram para kazanıp bununla kendisine bir büyükbaş hayvan alır.

Bir süre sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için aldığı büyükbaş hayvanı Hacı Bektas Veli ‘nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister.

O zamanlar dergâhlar ayni zamanda , fakir fukara ve gelen gidenler için aşevi işlevi de görüyordu.

Durumu Hacı Bektas Veli ‘ye anlatır ve Hacı Bektas Veli “ helal değildir “ diye bağışlanmak istenen kurbanı geri çevirir.

Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana ‘ya anlatır .

Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder.

Adam ayni şeyi ve başından geçeni Hacı Bektas Veli’ye de anlattığını ama onun bu kurbanı kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar .

Mevlana kurbanı getiren adama “Biz bir karga isek Hacı Bektası Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz , ama o kabul etmeyebilir. “ der.

Adam kalkar ve bu iki eren hakkında çok öğreneceği şey olduğunu düşünerek, üşenmez , Hacı Bektas ‘ın dergâhı’na gider ve Hacı Bektas Veli ‘ye, “Mevlana ‘nın kurbanı kabul ettiğini” söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli ‘ye sorar.

Hacı Bektaşı Veli de söyle der , “Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü geniş bir derya gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir , ama onun derya gibi engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”

Böylesi tevazu ve incelikle, birbirimizi kötülemek yerine , yüceltebilmeyi becerebilen bir insan olmamız dileğiyle.

İyi hafta sonları .

SÖZÜN ÖZÜ:

GÜL NASIL DİKENİYLE SEVİLİR, KOKLANIRSA, İNSANDA HATALARIYLA SEVİLİR.ZİRA DİKENSİZ GÜL , HATASIZ KUL OLMAZ.