Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

1. KILIÇARSLAN

13 Temmuz 1107’de ebediyete uğurladığımız Kılıçarslan’ın hatırasına yeterince sahip çıkmadık.

Silvan'daki mezarını Konya’da medfun ahvadının kemiklerini köpeklere kaptırdığımız gibi kaybettik.

Tarihimizdeki en önemli şahsiyet abidelerinden birisinin mezarı üzerine yol, inşaat ve hatta kebapçı dükkânı dahi inşa etmiş olabiliriz.

Henüz konuyla ilgili güvenilir bir araştırma veya inceleme yapılmış değilse de yetkililer, bu facianın sorumlusudur. Fakat tarihin izini kimse silemez. Kılıçarslan’ın yaptıkları ve yaşamış oldukları Türk Milletinin kalbinde saklıdır.

O, Türkiye Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah’ın büyük oğludur. Büyük Selçuklu Devletinin batı sınırlarında muhtemelen Gence’de doğmuştur(1).

Babası Süleyman Şah'ın yanında devlet işlerinden sorumlu bir şehzade gibi yetiştirilmiş, dönemin en iyi atabegleri (Osmanlı’da Lala) eğitimine verilmiştir.

Genç yaşlarında babası ile birlikte Anadolu’ya gelerek fetihlere katılmış, Türkiye Selçuklu Devletinin kuruluşuna (1081) tanıklık etmiştir.

1086 senesinde Halep'te gerçekleşen Ayn Seylem muharebesinde babasının öldürülmesi üzerine gözaltına alınıp Büyük Selçuklu Devleti'nin başkenti İsfahan’a gönderilmiştir(2).

Altı yıl sonra 1092’de Beryaruk’un özel izniyle serbest bırakılmış, 1093’te Türkiye Selçuklu Devleti'nin başkenti İznik’e dönmüştür(3).

Vezir Ebul Kasım’dan yönetimi teslim alıp devletin fetih, göç, teşkilatlanma, yönetim ve iskân faaliyetlerini yeniden düzenlemiştir.

Bizans tarafından ele geçirilen toprakları geri almış, Ege ve Marmara’da fetihler yapmış, Marmara denizi ve boğazları ticaret yolları ile birleştirmiştir.

Bizans’a karşı elini güçlendirmek için İzmir merkezli denizci bir Türk beyliği kurup yöneten Çaka Bey ile anlaşmış, kızı ile evlenip sıhriyet bağı kurmuştur.

Bu evlilikten Şahin Şah isimli büyük oğlu doğmuştur. Diğer eşlerinden Mesud, Tuğrul Şah ve Arap isimli çocukları dünyaya gelmiştir.

O'nun zamanında Anadolu; başta din ve vicdan özgürlüğü olmak üzere tarihinin hiçbir devrinde görmediği gelişme hamlesine tanık olurken Haçlı tehlikesiyle karşı karşıya kalınmıştır.

Müslümanların kutsal topraklarını hâkimiyet altına almak isteyen ilk Haçlı ordusu 1096’da İstanbul'a gelerek Anadolu içlerine dağılmıştır.

Bir grup Haçlı kuvveti Türkiye Selçuklu devletinin başkenti İznik'e yürümüştür. Kılıçarslan, bu ordunun tamamını Biga Köşdere (Kırkgeçit)’de imha etmiştir.

Bu başarısının verdiği moralle 1097’de Sivas ve Kayseri’ye kadar genişleyen Danişmendli ülkesine sefer düzenlemiştir.

Ancak Haçlı ve Bizans kuvvetlerinden oluşmuş büyük bir ordunun İznik’i zapt etmek üzere olduğu haberini alınca Malatya kuşatmasını kaldırıp İznik'e geri dönmüştür.

Haçlı ordusunun çokluğu ve teçhizat bakımından üstünlüğü nedeniyle başarı kazanamayınca Haçlılar'a teslim ettiği İznik'te Haçlı Kontluğu kurulmuştur.

İznik önlerinden çekilip Eskişehir, Akşehir, Uluborlu ve Honaz’da savunma hatları kurmuştur.

Yalova'dan Kudüs'e hareket eden Haçlı ordusuna Eskişehir'den başlayıp Kayseri'ye kadar sık sık saldırmış vur kaç taktikleri ile yıpratmıştır.

Kayseri’den sonra Büyük Selçuklu beyleri arasındaki rekabetin yarattığı fırsatı iyi değerlendiren Haçlılar, fazla zayiat vermeden kolaylıkla Toroslar’ı aşmış, 1099'da Antakya ve Urfa’da kontluk, Fatımilerden aldıkları Kudüs'te ise Latin Krallığı kurmuşlardır.

Kılıçarslan, Ege ve Marmara sahillerindeki toprakları geri kazanmak, Türkiye Selçuklu devletini bir kara devleti olmaktan kurtarıp doğal sınırlarına tekrar ulaştırmak için hazırlıklara başlamıştır.

Kendisine merkez olabilecek müstahkem merkezlerden Konya ve Malatya arasında Konya'yı tercih ederek başkent yapmış, Büyük Selçuklu beylerine müttefik ordusu kurulması teklifinde bulunmuştur.

II. Haçlı ordusunun 1101’de İstanbul'u geçip Kocaeli’ye yerleştiği haberi üzerine başta Danişmend Gazi Gümüştekin ile bazı Büyük Selçuklu beyleri Kılıçarslan’ın emrine asker göndermişlerdir.

Birinci grup Haçlı ordusu Amasya yakınlarında bozguna uğratılmıştır. İkinci grup ordu ise Ereğli çayı kenarında imha etmiştir. Üçüncü grup ordunun akıbeti de farklı olmayıp hezimetten kurtulamamıştır.

Kılıçarslan, Haçlı orduları karşısında kazandığı başarılar ile Müslümanların varlık sebebi olurken, Türkiye Selçuklu Devleti’nin gelişme ve büyüme istikametini değiştirmiştir.

Ege ve Marmara yerine Orta Anadolu’yu merkeze almıştır. Teşkilatlanma ve yönetim politikalarını batı ve doğu bölgeleri için ayrı ayrı planlamıştır.

Kulanarslan batı'da seferler yaparken, Kılıçarslan doğu seferlerine başlamış, 1102'de Danişmendleri yenerek Maraş ve Antakya’yı, 1105'te ikinci kez kuşattığı Malatya'yı, 1106'da Silvan’ı ele geçirmiştir.

Anadolu’daki Artuklular ve Ahlatşahlar dışında bütün Büyük Selçuklu beylerini Türkiye Selçuklu devletine bağlamıştır.

Malatya’dan Musul’a hareket etmiştir. 1107’de Musul halkının sevgi gösterileri arasında şehre girmiştir.

Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar adına okunan hutbeyi kesip kendi adına okutmuş ve böylece Büyük Selçuklu tahtının varisi olduğunu ilan etmiştir.

Bundan rahatsızlık duyan Büyük Selçuklu Artuklu beyi Necmeddin İlgazi, Halep beyi Rıdvan ve Musul beyi Çavlı birleşerek Kılıçaslan'ın idaresindeki Rahbe’yi ele geçirmiştir.

Rahbe ile Harran ve Suruç’un da kaybedileceğini iyi bilen Kılıçarslan, Konya, Malatya ve Silvan'daki süvarilerini dahi beklemeden Musul'dan Habur'a hareket etmiştir.

13 Temmuz 1107'de Şensaniye Köyü yakınlarında Habur suyu kenarında Çavlı ile karşılaşmıştır. Askerleri sayısal bakımdan zayıf olduklarını düşünerek savaş alanından kaçmaya başlamıştır.

Kendisi de esir düşmemek için Habur suyunun karşı kıyısına geçmek isterken atından suya düşerek üzerindeki zırhın ağırlığı nedeniyle boğularak ölmüştür. Naaşı birkaç gün sonra bulunmuş ve Silvan'a götürülerek Kubbetüs Sultan adıyla bilinen mezarlığa defnedilmiştir.

Kılıçarslan’ın emanet bıraktığı bayrağı oğlu Mesud teslim almış hem III. Haçlı ordularıyla mücadele etmiş hem de Türkmenlerin koruyuculuğunu üstlenmiştir.

İnanıyorum ki! Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Özlem Çerçioğlu, Aydın'ın batısındaki Alparslan heykeli gibi doğusuna da Kılıçaslan'ın anısına bir heykel çalışması yapacak, Türklüğün şanına şan katacaktır.

***

Kaynakça:

(1)Işın DEMİRKENT, Kılıçarslan I, Anadolu Selçuklu Sultanı, TDV Ansiklopedisi, y.2002, c.25, (2) Kemal ARKUN, Haçlılar Karşısında Hakkın Kılıcı, Sultan I. Kılıçarslan, Akademisyen Yayınları, 2009.

Dipnotlar:

[1] Işın Demirkent kaynak makalesinde Urfalı Mateos Vekayinamesinin 164 cü sayfasında Kılıçarslan’ın 1085’te dünyaya geldiğinin yazılı olduğunu, ancak 1107’de öldüğünde on bir yaşında bir çocuğu bulunduğu dikkate alındığında daha önceki bir tarihte doğmuş olabileceğini açıklamıştır.

[2] Büyük Selçuklu Devletinin başkentleri; Cend (985-1037), Nişabur (1037–1043), Rey (1043-1051), İsfahan (1051–1118), Hamedan (1118–1194), Merv (1118–1153).

[3] Bursa'nın İznik Gölü kenarında kurulu İznik, Anadolu’daki ilk Türk Başkentidir.