Beyhan Erdoğan

Beyhan Erdoğan

HELE ŞÜKÜR SEÇİM BİTTİ

Benim gibi siyasetle 4 yılda bir veya seçimden seçime oy vererek ilgilenenler için bu olay çık sıkıcı geliyordur herhalde.

Yapılan konuşmalar, eleştiriler, dozunu artırıp küfürlere, hakaretlere varınca demokrasinin gereği olan seçimler maalesef işkence halini alıyor. 33 yıl devlette, 7 yıl özel kurumlarda çalışmış ve emekli olmuş benim için siyaset, sevimsiz bir olay. Seçim olmadan, sandık olmadan demokrasi doğru uygulanır mı? Uygulanamaz. Bu işler bir düzene girse de 4 yıl veya 5 yılda bir seçim olsa katlanmak kolay. Ama bakın Türkiye gerçeğine. Ortalama 2 yılda bir seçim yapma durumuna girmişiz. Seçimin tadı bu nedenle kaçmış durumda. Yaz tatilini geçirdiğim yazlığımda sadece oy vermek için Kuşadası’ndan karı koca İstanbul’a gidenler var. Zamanını ve parasını harcayanlar var. Ve bu yaptığı fedakârlığın sonunda tuttuğu parti kazanmışsa değmeyin keyfine. Benim bu ilgisizliğime şaşıp soru soranlar da var. Dört yılda vereceğim oyu ve konuları her gün konuşmanın, tartışmanın ne yararı var dediğimde vatan, millet, bayrak sevgisi diyorlar. Ben bunu bana soranların benden daha çok vatanı, milleti, bayrağı sevdiklerine inanmıyorum. Sorsam vatan, millet, hürriyet, bayrak, Mustafa Kemal konusunda kaç şiiri, kaç yazısı var diye vereceği cevap ‘hiç’ olacaktır. Ama bunlar yok diye ben onun vatan, millet, bayrak, Atatürk sevgisi yok veya eksik mi diyeceğim? Böyle bir şeye hakkım var mı? Yok. Öyleyse gelin bu konularda tartışmaya girmeyelim dediğimde konudan kaçmakla suçluyorlar. Benim 40 yıla dayanan meslek hayatımda siyaset nedeniyle neler çektiğimi bilen var mı? Görevli olduğum süre içerisinde yaşadığım olayları hikâye şekline dönüştürsem bir kitap olur. Gerçi Hürsöz, Mücadele, Yeni Kıroba, Aydın Efesi isimli gazetelerde, dergilerde hala yazmaya devam ediyorum. Ama siyasete girmemeye çalışıyorum. Bugün bu yazımda sadece basit bir örnek vermek istiyorum.

Aydın Cumhuriyet Kız Lisesi’nde Müdür Başyardımcısı olarak görev yapıyorum. İilk kuruluş, ilk müdür vekiliyim. Yatılı okulun tüm ihtiyaçları, eksikleri, öğrenci ve öğretmen alımları, kadronun kurulması görevini geceleri dahi çalışarak gerçekleştiriyorum. Üç ay sonra başka bir ilden müdür ataması geliyor. Üniversiteden sıra arkadaşım. İstifa etmek istiyorum. Baskılar sonucu işime devam ediyorum. Bunun ardından bir gün vali beyin odasına davet ediliyorum. Sayın Bakan, benim Nazilli Eğitim Enstitüsünü kurmakla görevlendirmemi, müdür başyardımcısı ve müdür vekili olarak onay yazısını Ankara’ya gönderilmesini bildiriyor. Eğitim Enstitüsünün kuruluşunu gece gündüz sınırsız bir çalışmayla bitiriyoruz. Lojmanı bakıma alıyorum. Boya badana işlerini bitiriyorum. Eşimin tayininin Aydın’dan Nazilli’ye yapılacağı sözünü alıyorum. Okulun açılış töreninde konuşmamı yapıyor ve tören bitince odaya geçiyoruz. Vali Yardımcısı rahmetli Sedat Kars’ın cebinden çıkardığı zarfı bana uzatıyor. Açıp merakla okuyorum.

Aydın Milli Eğitim Müdür Yardımcılığına atandınız.

Sayın Valim, bu nedir ve neden dediğimde:

-Beyhan Bey, iyi çalışıyorsun ama maalesef siyasi tansiyonunuz düşük olduğundan işlerin sonucunu almak zorlaşıyor dediğini gün gibi yaşıyorum. Neymiş siyasi tansiyon düşük. Yani dört yılda bir oy vermek yeterli değil, her gün politik çalışmalara katılacaksın. İşte eksikliğim buymuş. Bu nedenle yerime ailesi partide sürekli görev almış biri son anda müdür yapılıyor. Ertesi gün ilişiğimi kesiyor, bir gün sonra da Aydın Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine başlıyorum.