Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

5 Haziran'da unutulan Süleyman Şah

Süleyman Şah, bin yılı içine alan bir zaman diliminin başında 1045'te bugünkü Azerbaycan topraklarında doğdu.

Selçuk ve Arslan Beyin torunu, Kutalmış'ın oğlu, Kılıçarslan ve Kulanarslan'ın babasıydı.

Annesi, Selçuklu ailesinin muallimi Danişmend Ali Taylu'nun kızıydı.

Genç bir şehzade iken Mikail'in çocukları Çağrı Bey 1060'ta, Tuğrul Bey 1063'de ölünce geride acı izler bırakan hanedan kavgaları patlak verdi.

Bir tarafta Büyük Selçuklunun Merv Beyi Alparslan diğer tarafta Azerbaycan Beyi Kutalmış, ikili yönetim tesis etmeden savaştılar.

Damgan Muharebesinde Alparslan galip geldi. Kutalmış öldürüldü. Çocukları tutuklandı (1063).

Oğuz beyleri, Kutalmış çocuklarının esaret altında yaşamasına karşı çıktılar.

Alparslan, artan tepkiler karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.

Süleyman Şah ile kardeşleri Mansur, Alp İlek ve Devlet'i serbest bıraktırdı.

Süleyman Şah, Selçuklu topraklarından ailesi, uyruğu ve Oğuz'lu süvarileriyle birlikte ayrılıp Anadolu'ya geldi.

Bizans, Abbasi, Fatimi ve Büyük Selçuklu tarafından yönetilen Fırat ve Dicle Havzasındaki kentlerden Urfa Birecik bölgesine yerleşti.

Burada dağınık halde yaşayan Oğuz'lu Türkmen obalarını kısa sürede birleştirip kolektif bir idari yapı kurdu.

Malazgirt savaşında Alparslan'a destek verdi (1071).

Bugünkü Kuzey Suriye topraklarına geçip yeni fetihler yaptı.

Filistin ve el Cezire bölgesine hâkim olmak istediğinden Büyük Selçuklu'nun Kudüs Beyi Atsız'a karşı Fatimilerin Mısır Emiri Şöklü'yü destekledi.

Halep'i kuşattı. Fakat Melik Şah'ın araya girmesi üzerine kuşatmayı kaldırıp Anadolu'ya döndü.

Antakya'yı muhasara altına aldı. Bizans Valisi ile anlaşıp kuşatmadan vazgeçti.

İç Anadolu'ya ilerledi. İkonyum (Konya) ve Kanisti (Kayseri)'de Bizans ordularına üstün geldi. Şehir yönetimlerini teslim aldı (1073).

Konya'dan Marmara'ya hareket etti. Güzergâhındaki Eskişehir ve Söğüt'ü yönetimine kattı (1074).

Kütahya, Bilecik, Yenikent, İnegöl'ü fethetti.

Hristiyan dünyasının dini merkezi İznik (Nikea)'i Bizans'tan teslim aldı (1075).

İznik'i, temellerini attığı devletin başkenti seçti. Ordugâhını buraya kurdu.

Melik Şah, bu başarısından dolayı amcazadesi Süleyman Şah'ı devlet sultanı olarak tanıyan bir menşur gönderdi. O'nu Sultan-ı Rum (Rum topraklarının sultanı) ilan etti.

Fethettiği bölgelere Türkmenleri iskân edip Türk kültür hâkimiyeti ve üstünlüğünü sağladı.

Bu dönemde Anadolu'nun içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durum çok karışıktı. Yerli halk, Süleyman Şah'ın yönetimini tercih ediyordu.

Bir tarafta yeni bir toplumsal sürece kurumlarıyla katılan Türkmenler, diğer tarafta Rum, Ermeni ve Süryani halkı canından bezdiren Bizans vardı.

İstanbul'da kumandanlar devam eden kötü yönetime karşı çıkıp, İmparator Dukas'a karşı ayaklanmıştı.

Bizans'ın takip ettiği Ortodokslaştırma siyasetinin baskısı her yerde hissediliyordu.

Tarıma dayalı Bizans ekonomisi, halkı gittikçe daha da fakirleştirmişti.

Anadolu'nun bazı bölgelerinde hâkimiyeti bulunan Abbasiler, Büyük Selçuklu'nun vasalı gibiydi.

MS. 4'ncü yüzyıldan itibaren Anadolu'ya gelen ve Bizans'a bağlı kalan Yahudi Hazar Kıpçak Türkleri ile Grekçe yazan Ortodoks Oğuz Türklerinin durumu hiç iç açıcı değildi.

Malazgirt'ten zaferinden sonra Anadolu'ya geçen, Türkmen beyleri ise ekonomik ve askeri bakımdan hâkimiyet sahalarını güçlendirmişti.

Bütün bu siyasi ve ekonomik buhranda yaşananlar Anadolu'da kurulacak yeni bir devletin sağlam bir temellere dayanacağını gösteriyordu.

Nitekim! Süleyman Şah; Bizans'ın iç işleri ile ilgilenmeye başladı. Gelişen olayları kendi lehine çeviriyordu.

Komutan Botaneiates'e yardım ederek Bizans tahtını ele geçirmesini sağladı. Böylece Bizans'ı İstanbul surları içinde muhafaza etmeyi başardı.

Marmara denizi kıyılarında gümrük daireleri, Boğaz'dan geçen gemiler için vergi sitemi kurdu.

Gemiler inşa ettirerek Türk donanmasının temelini attı (1078).

Bizans'ın çaresizliği ve toprak kayıplarını fırsat bilen imparator ailesinden Aleksios Komnenos, Bizans tahtını ele geçirdi (1080).

Bu durum, yeni kurulmakta olan Türk devletinin siyasi ve ekonomik politikalarında bir değişiklik yaratmadı.

Bizans'ın yeni imparatoru Aleksios Komnenos ile Dragon Deresi antlaşmasını imzaladı (1081).

Bu anlaşma, devletlerarası ilişkilerde Anadolu Selçuklu Devletine hukuki bir meşruiyet kazandırdı.

Böylece Türklerin, Türkistan dışında, biri Horasan'da ve öteki de Anadolu'da iki hükümdarı, iki devleti oldu.

Süleyman Şah, çok geçmeden İzmit (Nicomedia) dâhil Marmara bölgesindeki bütün şehirlerde yönetimi ele aldı.

Büyük Selçuklu'ya bağlı uç beyleri ile Bizans'a boyun eğmiş gayrimüslim Türkler de Süleyman Şah'a tabi olmaya başladı (1082).

Süleyman Şah, İslam devletlerinde gelenek olmasına rağmen kendi adına hükümdarlık alameti sikke kestirmeyip tedavüldeki yabancı paraları kullandı.

İster Rum, Ermeni, Süryani, Arap, isterse Müslüman, Hristiyan, Yahudi olsun tüm topluluklara din ve vicdan özgürlüğü tanıdı.

Sosyal, kültürel ve siyasî hayata Türkmen kadın ve erkeklerin katılımını sağladı. Adil ve eşit yönetim tesis etti. Halk, Süleyman Şah'a ve itimat gösterdi.

Anadolu'nun batısıyla olduğu kadar doğusuyla da ilgileniyordu.

Nitekim Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir Ermeni prensliği kurulduğu haberini alınca İznik'ten hareketle Tarsus'a geldi (1083).

Çukurova bölgesine sefer düzenledi. Adana, Yakapınar, Anazarva, Dilekkaya Kalesi ve bütün Kilikya beldelerini hâkimiyeti altına aldı. Maraş Elbistan ve Malatya yörelerini fethetti (1085).

Bizans'ın Antakya ve civar illerde halka şiddetli baskı uyguladığını öğrenince Antakya'yı bir kez daha fethetti.

Ganimet ve yağmayı, Hristiyan evlere girilmesini yasakladı.

Kiliseleri ve kaleyi tamir ettirdi. Bu kez şehrin yönetimini Türk kumandana teslim etti.

Büyük Selçuklu vasalı Musul emiri Müslim, Antakya'yı yöneten Bizans Valisinden aldığı cizye vergisinin ödenmesini istedi.

Süleyman Şah, cizyenin sadece gayri Müslimlerden alınacağını bildirince Müslim'den gelen savaş haberi üzerine hazırlıklara başladı.

İki ordu, Antakya Halep arasında Kurzahil mevkiinde karşılaştı. Müslim yenildi. Ordusu bozguna uğratıldı. Kendisi de kaçarken yakalanıp öldürüldü.

Halep kuşatıldı. Müslim'in vekili Emir Hasan, şehri savunmanın telaşına düştü.

Hem Melik Şah'a hem de Şam'da oturan el Cezire bölgesinin Büyük Selçuklu Beyi Tutuş'a mektup yazarak yardım istedi (1086).

Büyük Selçuklunun Hanedan üyesi Suriye Beyi Tutuş ile Artuklu Beyi Eksük birlikte Halep'e geldi.

Süleyman Şah ve Tutuş Bey Halep'te Ayn Seylem mevkiinde 5 Haziran 1086 günü çok şiddetli muharebe yaptılar.

Savaş sırasında bazı Türkmen beyleri kuvvetleriyle birlikte Tutuş'un saflarına katılınca savaşın kaderi değişti.

Kırk yıllık hayatına nice savaşlar ve uğraşlar sonrası bir ülke sığdıran Süleyman Şah, savaş meydanında cenk sırasında öldürüldü.

Naaşı, Halep kapısındaki Şerefli Cami haziresine defnedildi.

Süleyman Şah'ın Anadolu'yu yurt edinmek için verdiği gayretler Türk tarihinin şanlı mazisidir, unutulması mümkün değildir.

Devlet banimiz, varlık nedenimiz Süleyman Şah'ı bundan sonraki 5 Haziranlarda hatırlamak, devlet töreniyle mezarı başında anmak dileğiyle...

***

Kaynaklar:

(1)Ali SEVİM, Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleymanşah, Ankara, TTK Yayını, 1990, (2)Mahmut AÇIL, Rumeli Fatihi Süleyman Şah, Şehit Şehzade, Yitik Hazine Yayınları, 2013, (3)Selahattin DİKMEN, Süleyman Şah, Muştu Yayınları, 2013.