Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

MEDYA ALGISI

Suç oranlarının artışı, toplumu bir arada tutan değerlerin aşınmasında medyanın etkisi olduğu söylenmektedir. Medya ile suç oranlarının artışı arasındaki ilişkinin mutlaklığı tartışmalı olsa dahi medyanın bu konuda olumsuz bir algısının olduğu kabul edilmektedir. Bu algının oluşmasına bizatihi medyanın kendisinin hizmet ettiği söylenebilir. Medya araçları ticari kuruluşlardır. Bu nedenle saha fazla izlenme veya daha fazla tıklanma ya da görülme adına eğlenceyi, şiddeti ön plana çıkarmaya başladı. Toplumun ve insanların zaafı ya da temel güdüsü olan cinsiyeti ya da cinselliği kaşımak onlar için daha çok para anlamına gelmekteydi. Şiddeti izleme hazzı, cinsellik içeren mesaj ve görüntülere bağımlılık, eğlenceye müptelalık insanları o denli köleleştirdi ki bu köleliğin sonu insanların a-politikleşmesini doğurdu. İnsanlar, efendisinin karşısında hiç ses çıkarmayan kölelerden daha kötü duruma düştüler. Köleler belki olan biteni fark etmekteydiler ancak tepkilerini gizlemek zorundaydılar. Oysa insanlar bugün kendi varlığını tehdit eden çevre sorunlarına dahi tepkisiz kalabilmektedir. Ya da bu tip sorunların dile getirilmesi insanların hiç dikkatini çekmemektedir.

Medya, rol-modeldir. Hatta bazen kendileri sorumlu yayıncılık anlayışımız sözcüğünü kullanmaktadırlar. Ya da bir yardım faaliyetinde biz ön-ayak olalım deyip yardım kampanyası süresince yayın yapmaktadırlar. Bütün bunlar, medyanın kendisini rol-model olduğunun kendi ağızlarıyla itirafıdır. Buradan yola çıkarak şiddete dayalı yayın anlayışı insanları medyaya daha çok bağımlı hale getirip medyaya çok daha fazla para kazandırabilir. Ancak bunların günlük yaşama ve toplumsal dinamiklere etkisi olmalıdır. Normali toplum unutmuştur. Bu bağlamda kimi uygulamaları protesto eden toplulukların bunun yolunun ne olduğunu bilmemesinde ve derhal siyasi şiddete yönelmesinde medyanın etkisi olmalıdır. Yine medya gerçekle toplumun bağını koparmaktadır. Farklı olgular arasında yapay bağ kurarak sanal ancak karşı taraf tarafından gerçek sanılan bir gerçeklik oluşturmaktadır. Özellikle bunu korku kavramı çerçevesinde yapmaktadır. Medya insanların korkularını ürettiği yapay gerçeklik eksininde yapmaktadır. Örneğin bir fotoğrafın altına bir fotoğraf bir yazı koyduğunda bu fotoğrafı gören kişiler o fotoğrafa o yazının verdiği anlam çerçevesinde bakmaktadırlar. Çoğu zaman bu yazı ile o fotoğraf arasında hiçbir ilişki yoktur. Ancak fotoğraf zihinde yazının bir delili gibi algılandığından kişiler bu fotoğraf ile yazı arasındaki bağı çoğu kez gerçek sanmaktadır. Aşağı bir öz çekim fotosundaki kişinin yüzünü bulur yaptığında altına da yazı döşediğinde hiç olmayan bir olay olmuş gibi gösterilir.

Asla Var olmamış bir Olayın Servisi ve Onu Gerçek Sananlar

Medya eliyle salınan korku, “korkunç dünya sendromu” denilen bir vakayı ortaya çıkarmıştır. Toplumda güven gittikçe zedelenmiş. Bu da insanların gittikçe yalnızlaşmasına yol açmıştır. Yalnızlaşan insanın yüzleşeceği ilk problemlerden birisi de depresyondur. Depresyon gerçeğinin bir ayağını da medya etkisi oluşturmaktadır. Özellikle sosyal medya kimi olumsuz paylaşımların yapılması konusunda yataklık yapmaktadır. Irkçılık, etnik körlükle ilgili kimi zaman parlayan kimi zaman sönen paylaşımların yapıldığı dönemleri sosyal medyada sıklıkla şahit olunmaktadır. Zaman zaman artan yabancı düşmanlığında bunun etkisi olabileceğini düşünmek mümkündür.

Medyanın daha çok izlenme ve tıklanma veya görüntülenme hırsı ve bu hırsın sonucu geliştirdiği bir takım teknikler insanları bağımlı kılmaktadır. Bu bağımlılık sadece insanların zihnini felç etmekte kalmamaktadır. İnsanların bedenlerini de zehirlemektedir. Hareketsizlik en önemli zehirdir. Bu zehrin travmatik sonucu ise obezitedir.

Medyanın toplum ve insanın hayatına dair suçlamaların yelpazesini oldukça genişletmek mümkündür. Bu suçlamalar, kimilerinin kendilerini temize çıkarmak için uydurdukları şeyler değildir. Suç ortakları çoktur. Ancak bu medyanın bir günah keçisi haline getirildiğini göstermez. Medya da sorunların bir parçasıdır demek daha doğru olur.