Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

ÇOCUKTAN AL HABERİ

Telefonların olmadığı dönemlerde köy ve mahallelerde bir kişi komşusuna; akrabasına haber edecekse ve buna da kendinin vakti yoksa çevikliğinden dolayı çevresindeki herhangi bir çocuğu bununla ilgili görevlendirirdi. Çocuklar gerçekten de koşarak, bir çırpıda öbür mahalledeki ilgili kişiye haberi ulaştırırdı. Çocuktan al haberi sözü aslında bu yaşam biçimden ortaya çıkmıştır. Birini, uzaktan ziyaret için gelen kişiler aradığı kişiyi evde bulmazsa onu komşu evinde beklerdi. Bekleyemeyecekse evin kapısına ip bağlayarak, ya da yanında ip yoksa yerden kopardığı bir tutam otu kapı aralığını sıkıştırarak, ev sahibine kendisine bir ziyaretçisinin geldiğine dair işaret bırakırdı. Bunun üzerine ev sahibi eve kimin geldiğini öğrenmek için mahallede küçük bir araştırma yapardı. Yine pazara, bahçeye kargıdan örülmüş sepetlerle gidilirdi. Sepet örmede yine hayıt denen bir tür çalı kullanılırdı. Sepet örme işini o günlerde Çingen olarak adlandırılan roman kişiler yapardı. Bu kişiler genelde Aydın merkezde Ilıcabaşı; İncirliova’da Yukarı ve Dolmalılık adıyla bilinen mahallelerde otururdu. Yine bu bölgede kadınlar pazara siyah diz altı düz etek, siyah fonda beyaz çizgilerden oluşmuş büyük üstlük başlarına takarak giderdi.

OKUNTU

Önceleri düğün gibi cemiyetlere küçük hediye dağıtılarak insanlar çağrılırdı. Kız evi, oğlan evinden talep ettiği iki çuval toz şekeri yarımşar veya birer kiloluk torbalara doldurur. Düğüne davet edilecek kişilere bu torbalar verilirdi. Sonraki yıllarda şeker işi düğün sahiplerine pahalı gelmeye başlayınca; şekerin yerini kibrit almaya başladı. Şeker; kibrit gibi cemiyete davet edilecek kişilere verilen bu malzemelere Aydın ili ve yöresinde “okuntu” denmiştir.

ÖNCELERİ KİMSELER BİR ŞEY BİLMEZDİ

Kız çocukları adet gördü mü ‘ne oluyor acaba’ diye korkardı. Kızlar erken yaşta evlenirdi. Ben 18 yaşında evlendiğimde annem gelin alması günü, akşam lazım olacak diye koynuma beyaz bir bez koyuverdi. “Ne olacak, ne işe yaracak bu bez?” diye kendi kendime sordum. Ama cesaret edip bunu söyleyemedim. Benim gençliğimde pek çok aile beş-altı çocukla bir odalı evde yaşardı. Hal böyleyken çocukların bir şeyden haberi olmazdı. Çocuklara edepsizlik öğretilmezdi. Çocuklar bir göz odanın içinde büyüseler de kardeşlik nedir bilirdi. Şimdilerde anne-baba odası ayrı; hatta ebeveyn banyosu diye bir şey çıkarmışlar. Evlerde çocuk odası da var. İnsan doyumsuz. Hatta çocuklar geçinemiyor diye her çocuk için ayrı oda tahsis ediliyor. Bunlar doğru ya da yanlış fakat çocuklar odalarda ellerinde telefon; önlerinde bilgisayar yalnız. Kanaatsiz ve her türlü terbiyesizliği biliyor.