Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

ATATÜRK’ÜMÜZÜN ARMAĞANI 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

“Çocuklarını büyüklerinden çok düşünen, koruyan ve onları sağlıklı yetiştiren bir ulustur ki, yarınını da daha iyiye, daha güzele gözü arkada kalmadan teslim edebilir.” Mustafa Kemal Atatürk

Keşke ‘Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan’ diye başlayabilseydim. Bazen “Kim daha şanslı?” diye düşünüyorum. Şimdi ciddi anne – baba kimliğine bürünmüş dünün çocukları bizler mi yoksa çocukluk ve yetişkinlik arasında bir yerlerde sıkışıp kalan günümüz çocukları mı?

Bizim çocukluğumuz ara sokaklarda oyun oynayarak, ağaç tepelerine tırmanarak, elimizdeki kiremit parçasıyla yere şekiller çizip sek sek oynayarak, ip atlayarak geçti. Belki ailemizin maddi olanakları kısıtlıydı ve istediğimiz her şeyi alım gücü yoktu ama maddiyat kimin umurundaydı ki!

Rengârenk uçurtmalarımız gökyüzünde salınırken, evrenin hâkimiydik sanki hepimiz. Bizim elektronik oyuncak koleksiyonumuz yoktu ama sakızlardan çıkan resim kartlar, gazoz kapakları, düğmeler, misketler, çöp ve bez bebekler en değerli hazinemizdi. Sokaklarda koşmaktan, düşmekten dizlerimiz, dirseklerimizden yara, ere çizik eksik olmazdı.

Kış akşamları sıcacık sobanın etrafında oturup, yarı uyuklayarak aile büyüklerinin çocukluk öykülerini dinlemenin tadına doyum olmazdı. Annemin anlattığı çocukluk öykülerini dinlerken annemi ve teyzemi çocuk olarak ağacın tepesine tırmanmış hayal etmek çok mutlu ederdi beni. O öyküler sayesinde aramızdaki yaş farkı kalkar, bazen annemi oyun arkadaşı gibi görürdüm. Şimdi çocuklarımızın gözlerine bakarken “Aramızdaki yaş farkının uçuruma dönüşmesinin nedeni ne olabilir?” diye düşünüyoruz. “Çocuklarımızın gözlerinin içine bakarken mi” dedim?

GÜNÜMÜZDE ÇOCUKLAR YORGUN, ANNE VE BABALAR DA…

Haydi, lütfen dürüstçe yanıtlayalım. En son ne zaman çocuklarımızın gözlerinin içine baktık? Sabah bir telaşla evden çıkıp yoğun bir günün akşamında gerçekten çocuğumuzun gözlerinin içine bakarak çocukluk öykülerimizi anlatacak zaman ve enerjimiz var mı? Çocuklarımız okul çağındaysa böyle bir soruyu sormak bile anlamsız çünkü büyük olasılıkla okuldan sonra akşam geç saatlere dek kurstan kursa koşuyorlardır ve göz göze geldiğimizde meraklı bir çocuğun değil, yorgun bir yetişkinin gözleriyle karşılaşacağız büyük olasılıkla. Değil yorgun çocuğun gözlerinin içine bakmak, yorgun annenin yorgun çocuğu eleştirip azarlarken bile görüyorum günümüzde…

Bizler rengi soluk önlüklerimizle sınıflarda “Kuş sesleri ovalara yayılır” diye neşeyle şarkı söyledik, mandolin, melodika ya da flütle çalmayı öğrendik. Çocuklarımız hafta sonları piyano, keman kursuna gitseler de müzik ve spor derslerinde sınavlara hazırlanmak için matematik, fizik soruları çözüyorlar.

Sahip olduğumuz her şey için çabalamak zorundaydık. Mücadele etmeyi, başarıya adım adım yaklaşmayı ve sahip olduklarımızın değerini bilmeyi öğrendik ama öğrendiklerimizi çocuklarımıza aktarmakta sınıfta kaldı. Onlara her şeyi altın tepsilerde sunduk, en küçük sorunlarında yaşamlarını kolaylaştırmak adına onların alması gereken sorumluluğu biz üstlendik. Sahip olduklarının değerini bilmediklerinde de onları suçladık, kendimizi değil.

Hedeflerini biz belirledik çoğu kez onlar değil. Dizginleri bizim elimizde yarış atları gibi kurstan kursa koşarlarken önce düşlerini çaldık, sonra uçurtmalarını. Gökyüzü giderek daraldı, ev, okul, kurs üçgeni arasında duvarlarla sınırladık yaşamlarını. Okuma yazmayı öğrenmeden ellerinde elektronik oyuncakları ile oynarken yaratıcıklarını öldürebileceğimiz gelmedi aklımıza. Ne denli zeki olduklarıyla gurur duyduk. Aramızdaki uçurum giderek aşıldı. Yıllar sonra çocuklarımız çocuklarına hangi çocukluk anılarını anlatarak yaş farkını kapatacaklar sizce? Belki de çocukluk döneminin sınırları giderek küçülecek bu gidişle.

ASIRLARI AŞAN ADAM, DÜNYANIN ÖLÜMSÜZ LİDERİ ATATÜRK’ÜMÜZÜN armağanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, bir zamanlar çocuk olduğumuzu unutmadığımız, tüm çocukların çocukluklarını doyasıya yaşayabildikleri, insan olmanın erdemlerini unutmadıkları, sevginin, barışın, bilim ve aklın egemen olduğu bir dünya diliyorum.

Dayım Mustafa Kemal Yılmaz’ın 7 Temmuz 1976’da Türk çocuklarına seslenişiyle çocuklarımızın bayramı kutlu olsun…

“…Ve efendim bir de derken,

Dünyada tüm çocuklar bir sabah uyanıp erken…

Bakmışsın her yerde 23 Nisan

Radyoda zafer marşları çalsa,

Ve bir anda dünya

Çocukların olsa.”