Kerim Yalçınkaya

Kerim Yalçınkaya

Millî Şehit Kemal Bey

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, tam 100 yıl önce 10 Nisan 1919 günü Ermeni Patrikhanesi’nin iftiraları, Nemrut Mustafa’nın hükmü, Mustafa Sabri’nin fetvası ve padişah Vahdettin’in onayı ile işgalci İngiliz – Fransız askerlerinin ve işbirlikçi Damat Ferit Hükümeti tarafından idam edildi.

Cenazesini Tıbbiyeli öğrenciler taşıdı. 35 yaşındaki vatansever Kaymakam Kemal Bey, Beyazıt Meydanı’nı dolduran kalabalığa şöyle haykırdı: “Asil Türk milletin çocuklarını emanet ediyorum. Allah vatan ve milletimize zeval vermesin.”

Avrupa ülkeleri ve tüm dünya daha hala 1915’teki Ermenilerin Türk vatandaşlarına uyguladığı vahşeti görmeden, bölgeden tehcire tabi tutulan Ermenilerin soykırıma uğradığını inkâr etmekten bir türlü vazgeçmediler. Çünkü Batı Hıristiyan dünyasının bütün amacı, Türkiye’yi bölmek ve İslam’ı dünya haritasından silme amacı gütmektedir.

Türklere soykırımı yapan millet Ermenilerdir. Bunu günümüzden 27 yıl önce de Dağlık Karabağ’ın Hocalı Kasabası’nda yaptıkları katliamı gösterdiler.

Son günlerde birçok Avrupa ülkesinde sözde Ermeni soykırımı nedeniyle çeşitli kararlar alınıyor ve Türkiye sürekli kınanıyor. Batı Hıristiyan dünyası gerçeği bildiği halde Türkiye’yi karalamaktan geri durmuyor. Oysa tarihi gerçek çok farklı. Ermeniler, işgalci Rus ordusuyla işbirliği yaparak Türk ordusunu arkadan vuran masum halka katliam uygulayan Taşnak çetelerine karşı dönemin askeri yöneticileri Osmanlı hükümetine Rus ve Balkan ülkelerinin Türklere yaptığı gibi Ermenileri Rusların üzerine sürme veya cephe gerisine sevk etme tercihine sunar.

Osmanlı hükümeti harp döneminde alınabilecek barışçı tedbirlerden biri olan “geçici sevk ve iskan kanunu” çıkarır. Bunun üzerine bir kısım Ermenileri ülkenin güvenli bölgelerine nakleder. Bu kanunun gereğini uygulayan Türk yöneticileri mahkemeye veriler. Önce suçsuz bulunur.

Ancak bir süre sonra İstanbul’un işgal edildiği Damat Ferit Hükümeti’nin iş başında bulunduğu bir ortamda İngilizlerin baskısıyla uygulanan kurban arama siyaseti sonucunda Türk yöneticileri hakkında yeniden soruşturma açılır. İtilaf devletlerinin kontrolündeki İstanbul’da Ermenileri göç ettirmeye zorlama suçu bahane edilerek vatanseverler her yerde aranır, sıkıştırılır. Yargılamalar bir Ermeni intikamına dönüşür. Daha sonra Atatürk ve silah arkadaşları hakkında idam kararı verecek olan Nemrut Mustafa Divan – ı Harbi, Ermeni yalancı şahitlerin desteğiyle Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey, Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey, Diyarbakır Valisi Mehmet Reşit Bey hakkında idam kararı verilir. Dr. Mehmet Reşit Bey soruşturma devam ederken Bekirağa bölüğünden kaçar. Yakalanacağını anlayınca 6 Şubat 1919’da intihar eder.

İlk idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey olur. Oysa görevini yapmakla yöre halkını katliamdan kurtarmıştır. Verilen hüküm 10 Nisan 1919 günü Beyazıt Meydanı’nda yerine getirilir. Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret Bey de 5 Ağustos 1920’de idam edilir.

Mehmet Kemal Bey, idam sehpasında son sözlerini söyler. Etkileyici bir konuşma yapar. Yazılı vasiyetini de teslim eder. Millete hesap verir. “Çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum. Eminim bu kahraman millet gereğini yapacaktır” der.

Halk hıçkıra hıçkıra ağlar. Meydanı bir matem manzarası sarar. Her adımda artan cenaze alayının geçtiği sokaklarda evlerden kadınlar hıçkırarak gözyaşlarıyla mateme iştirak eder.

İnfaz, normal uygulamanın aksine sabaha karşı değil, öğleden sonra yapılmıştır. Her gün yaptığı gibi cezaevine oğlunu ziyarete giden babası Arif Bey, Beyazıt Meydanı’ndan geçerken oğlunun idam edildiğini görür, çılgına döner. Cenaze kendisine teslim edilir. Bu olay, Kemal Bey’i millet kahramanı mertebesine yükseltir. Merhumun naaşı milli bir kurban ve büyük bir aziz gibi darağacından Türk gençliğinin kollarına düşer.

Bir kısım gazeteler, Kemal Bey’in idamını geniş bir şekilde yayımlar. O devirde alışılmışın dışında cenaze töreninde çelenk taşınır, fotoğraf çekilir. Tabuta Türk bayrağı örtülür. İntikam yeminleri edilir. İngilizlere hoş görünmek, yaranmak maksadıyla gerçekleştirilen idam, kamu vicdanını derinden yaralar ama çok önemli sonuçları da beraberinde getirir.

Kaymakam Kemal Bey’in idamı mütareke dönemi İstanbul’da ortaya çıkan ilk protesto gösterisi, idam sehpasındaki siyasi vesayet niteliğindeki son sözleri de milli direnişin kıvılcımı olur. İstanbul’un işgal altında olduğu bir dönemde düzenlenen cenaze törenine bir Türk askeri birliği de eşlik eder. Tabut geçerken Kadıköy Karakolu’nun zaptiyeleri bayrağı yarıya indirerek askeri tören yapar. Askeri Tıbbiye öğrencileri, Mülkiyeliler, eski Teşkilatı Mahsusa mensupları çok kalabalık bir şekilde cenazeye katılır.