Kerim Yalçınkaya

Kerim Yalçınkaya

YÜKSEK ENFLASYONUN YARATTIĞI SORUNLAR

Seçim bitti… Ama sorunlar bitmedi. Peki şimdi ne olacak? Pazarlarda marketlerde fiyatlar düşecek mi? Seçim bitince hükümet daha rahat zam yapar. Ama yine de Ankara ve İstanbul’un durumunu bakıyoruz. Bu iş Türkiye’nin başını ağrıtacak. Zamlar arka arkaya geldi. Hükümet rahat rahat zam yapacak. Nasıl olsa 2023 den önce seçim yok. Hep öyle söylüyorlar ama yanılıyorlar. Zaten seçim ertesi gün zam yapıldı. Hani az, bu zam değil. Yüzde 24 zam! Bu zam abonelere tek faturada mı yansıyacak yoksa 2019 içinde azar azar mı faturalara ilave edilecek. Çünkü bu zammı sübvanse edecek bir kurum yok ortada. Çünkü Devlet dağıtım şirketlerine zammı tek seferde yükledi. Şirketler elektriği zam yapmayıp da ne yapacak?

Önümüzdeki günlerde elektriğe yüzde 30 zam yapılırsa hayret etmeyin. Çünkü şirketler, 1 Nisan’dan itibaren elektriği zamlı alacak.

Hani zam dedim de öyle zamdan korkmayın. Önümüzdeki günlerde ikinci zam furyası akaryakıtta olacak. 2 Nisan Salı günü benzine 19 kuruş zam geldi. Zamla birlikte benzinin litresi 7 liraya dayandı. Belki de benzine şimdilik zam yapmaya bilirler.

Ama bir gerçek var ki yadsınamaz akaryakıta gelen zam, iğneden ipliğe her şeye zam olarak yansır. Bahar geldi. Dilerim ki Türkiye’de bol bol üretim olur ve bol bol sebze ve meyve yetiştirilirse enflasyon biraz düşer. Aksi halde Akaryakıt, gübre ve zirai ilaçla fiyatlar ve dolar fiyatları gerilemeden Türkiye mevsimsel bir ucuzluk yaşayamayacak.

Şu fiyatlara bakar mısınız. Domates 7-8 liradan aşağıya inmiyor. Sivri biber 20 TL. Artık Pazar etiketlerinde yarım kilonun fiyatı gösteriliyor.

Sebze ve meyveye bu zammı yapan Çiftçi değil, Akaryakıta, gübreye ve zirai ilaca zam yapan hükümettir. Artık Türkiye eskisi gibi üretmiyor. Bu neden her yaz döneminde sebze ucuzlardı ama dolardaki en küçük artış bile ürün fiyatlarını yükseltiyor.

Döviz kurları Türkiye’nin kronik sorunu ülkeye dış dünyadan dolar gelmemesi ekonomik düzenimizi bozuyor. Sadece gıdalarda değil global piyasalarda da sıkıntılar var. Tabi bir de Türkiye’nin kredi notu oldukça düşük. Bu düzelmediği sürece sıkıntılar artarak devam edecektir. Bankalar yurt dışından 8,5 faizle kredi almaya başladı.

AKP İktidarının elinde mevcut sorunları çözecek bir kadro yok. İktidarın tek çabası inşaat sektörü iktidar müteahitleri kurtarmak için varını yoğunu ortaya koydu. Ucuz kredi verme ve onları kurtarma derdine düştü. Ama iktidar yanlış politika ile izlediği yanlış politikayla betonu toprağa gömmeye devam ediyor. Faizlerin düşmesi ise çok zor. Piyasada da para yok. Seçim derdi bitti bitmesine ama geçim derdi halkın kapısına gelip dayandı. Söylenecek fazla sözüm yok. Allah Türkiye’nin yardımcısı olsun.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği TUSİAD Başkanı Simone Kaslowski yüksek enflasyonunun Türk insanını kendi para biriminden uzaklaştırdığını anlatarak ‘’ Kendi para birimimizde uzun vadeli düşük faizli finansman erişim kısıtlanıyor; ve gelir eşitsizliğine değil ekonomide dolarizasyona yol açıyor. Bu sorunu çözmenin yolu serbest piyasa ülkelerine bağlı kalarak enflasyonu düşürmektir’’ dedi. Vodafone Türkiye’nin ana sponsorunun kapital ve ekonomist dergilerin öncülüğünde düzenlenen CEO Club buluşmaları kapsamında Büyüme ve İstihdam Zirvesi 2019 gerçekleştirildi. Zirvenin açılışında konuşan Kaslowski her seçim döneminin daha geride bırakıldığını belirterek odaklanıp, Türkiye’nin geleceği ve ekonominin rekabet gücünün nasıl arttırılacağının tartışılması gerektiğini dile getirdi. Kaslowski kısa vadeli çözümlerin her zaman bir maliyeti bulunduğunu, onun da finansal istikrardaki yıpranma olduğunu belirtti. Kaslowski sözlerini şöyle sürdürdü. Bol ve ucuz para ister dışarıdan sermaye akınlarıyla ile gelsin, ister içeride yaratılsın her zaman iki temel soruna yol açar. Yüksek borç ve enflasyon, kısa vadede büyüme ve istihdamı artıran genişlemeci politikalar borcun ve enflasyonun da artmasına neden olur. Bu nedenle yüksek büyüme değil, sürdürülebilir yüksek büyüme, sürdürülebilir finansman ve düşük enflasyon ana politika hedefi olmalıdır. Asıl tartışma da budur. Hem finansal istikrarı, hem de yüksek büyümeyi bir arada nasıl sağlayabiliriz.