Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

“KARLOVY VARY” GÜNLERİ

Bu görevleri 1917 yılının Temmuz sıcağında Halep’teki VII. Ordu Kumandanlığı ve Veliaht Vahideddin Efendi’yle yorucu Almanya gezisi izleyecek ve sağlığı artık teslim bayrağı çekmek üzereyken yaveri Cevad Abbas’ın (Gürer) hizmet için yanına verdiği emir eri Şevki’yle birlikte Viyana’ya gidecektir. Orada yapılan ilk incelemede koli basiline rastlandığından yüzyıllardır Avrupa’nın en ünlü kaplıcası olan Karlsbad’a (Karlovy Vary) gidip burada tedavi görmesi söylenir.

Neredeyse beş yüzyıldır ziyaretçi defteri tutulan Karlsbad’da kimler sağlıklarına kavuşmaya çalışmamıştır ki, Beethoven’lerden Chopin’lere, Brahms’lara, Bedric Smetana’lara, Goethe’lerden Schiller’lere, Sergeyeviç Puşkin’lere ve hatta bizim deli dediğimiz Büyük Petro’lara kadar! Geçmişin bu ünlü isimleri arasına hasta (!) düşeşlerin, konteslerin yüreklerini hoplattığı söylenen genç ve yakışıklı bir Türk paşasının da eklendir. Ne var ki, yıkılmak üzere olan Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’nun Karlsbad’da mevzilenmiş yaşlı hekimleri, Osmanlı’yı O’nun gibi 30’lu yaşlardaki genç ve Napoleon havasında generallerin batırmakta olduğunu düşünürler. Onların böyle düşünüyor olması pek şaşırtmaz Mustafa Kemal Paşa’yı ve kim bilir belki de hak verirler kendilerine ister istemez ve Enver Paşa’yı anımsayarak. Bazılarının ısısı 70 dereceyi geçen 12 değişik termal su kaynağı vardır Karlsbad’da ve Paşa kendisini daha iyi hisseder zamanla ama not defterine savaştaki Avusturya’nın halini yazmayı da ihmal etmez: “Sabah kahvaltısı için otelin bahçesindeki yerime oturdum. Güzel bir görevli kızcağız ne yemek istediğimi sordu. Tereyağı yok, ekmek yok¸ şeker yok, süt yok! Şekersiz çay, yumurta ve bal getirdi. Emir erim yolda küçük pir parça ekmek sokuşturmuş cebine. Onunla meseleyi hallettik.”

“BEN DEVRİMİ BİR ANDA YAPARIM”

Mustafa Kemal Paşa, Karlsbad’da yalnızca bardak bardak şifalı sıcak sulardan içmekle yetinmiyor, sayıları 6’yı bulan not defterlerine sürekli izlenim ve düşüncelerini de aktararak gelecekle ilgili hedeflerinin işaretlerini veriyordu:

2 Temmuz günü şunları belirtmiş:

“Bir ülkenin yetkilileri devlet sorunlarını kişisel duygularına yansıtarak çözemezler. Öyle bir yetkileri yoktur! Yurt kimsenin çiftçiliği değildir. Biz Türkler, yurdun ve ulusun yönetimini elimizde alınca devletin yabancılarla olan sorunlarını kendi özel işlerimizdeki iyilikseverliğimizle çözmeye çalışır ve bir çocuk gibi de aldanırız.

Düşmanın beş kat üstün kuvveti karşısında… Tümeni Tarkas hattına oradan a bir gece manevrasıyla daha geriye ikinci bir hatta çektim. Düşman bizi yendiği inancındaydı. Daha fazla izlemedi ve dağınık üç grup halinde konuşlandı. On gün sonra yaptığım saldırılarla düşmanı perişan ederek Muş’a girdim. Aynı gün Bitlis’i de aldım.”

Karlsbard’da ziyaretine gelen Türk dostları ve eşleriyle konuşurken şunları söyler:

(Devrimin başarısının sırrı burada) – 5 Temmuz 1918, Cuma

“Ben her zaman söylerim burada da bilginize sunayım. Benim elime büyük bir güç ve yetki geçerse toplumsal yaşamda yapılması istenen devrimi, bir anda, bir coup ile yapacağımı sanırım. Çünkü ben, kimilerinin öne sürdüğü gibi kamuoyunu, aydınları benim tasarımlarım doğrultusunda düşünüp yavaş yavaş tavır almaya alıştırarak bu işin yapılabileceğine inanmıyorum. Ruhum buna isyan ediyor. Bunca yıl yükseköğrenim gördükten, uygarca yaşayan toplumları inceledikten ve özgürlüğün tadına varmak için bunca zaman harcadıktan sonra neden cahil halka ineyim? Ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar! Bununla birlikte, incelenecek noktaları iyice kararlaştırmadan işe başlamak da hata olur.”

“BİR TÜRK’LE EVLENMEK İSTERİM”

Paşa’nın özel yaşamıyla ilgili sorularla karşılaştığını da olmuştur Karlsbad günlerinde. Bir Frau Heinichev, ziyareti sırasında bir gün O’na sorar: “Sayın General, yanılmıyorsam evli değilsiniz. Acaba Avrupalı kadınla mı evlenmek isterdiniz yoksa kendi ulusunuzdan bir kadınla mı?”

Paşa, bu soruyu kısaca “Fark etmez” diye yanıtlar ama oteline dönüşte not defterine şunları yazar: “Gerçekte düşüncem, evlenirsem bir Türk kadınını tercih edeceğim yolundaydı ama uzun bir konuşmaya girersem kendilerinin gücenebileceği düşüncesiyle kısa kestim.