Menderes Akdağ

Menderes Akdağ

Demokrat Parti İktidarında Medya Kullanımı

(DEMOKRAT PARTİ’NİN BİR HALK HAREKİETİNE DÖNÜŞMESİNDEKİ MEDYATİK ŞİFRELEME)

Eski Başbakan Yardımcısı, İçişleri, Maliye, Gençlik ve Spor Bakanı, TBMM Başkanı İsmet Sezgin Demokrat Parti(DP) iktidarı yıllarında Başbakan Adnan Menderes’in memleketi olan Aydın’da 1955-1960 arasında belediye başkanıdır. İsmet Sezgin’in anlattıklarından Adnan Menderes’in medya kullanım deneyimine dair pek çok bilgi edinebilir. Sezgin’e göre Menderes, Serbest Fırka Aydın İl Başkanlığı, CHP Milletvekilliği ve Halkevleri müfettişliği yapsa da Celal Bayar kadar halk arasında pek tanınmamaktadır. DP iktidara geldikten sonra daha köylere elektrik götürülmeden önce transitörlü (bataryalı) radyo temin edilir. Sezgin şöyle der: ““Benim siyasete başladığım ilk yıllarda mesela Aydın’ın Koçarlı kazasında 5 veya 10 tane radyo vardı. DP iktidarının sonlarına doğru köylerde 5000-6000 tane transistörlü radyo sayısına ulaşıldı.” Menderes’in iktidar yıllarında sürekli radyo konuşması yapması onun halk nezdinde tanınmasına önemli ölçüde katkı sağlar. Demokrat Parti, genel anlamda bir köylü hareketi olarak ortaya çıkar. Adnan Menderes’in yumuşak bir ses tonu ve naif bir lisanla konuşması halkın Menderes’i sevmesini sağlar (Sezgin, Görüşme Tarihi: 22.03.2016). 10 yıl boyunca halkın büyük çoğunluğu radyodan Adnan Menderes’in naif sesini dinler.

DP iktidarı döneminde Menderes’in portre fotoğrafları dağıtılır. Menderes’in radyo konuşmaları ve portre fotoğrafları Adnan Menderes’in halkına karşı saygılı bir lider olduğu algısının yerleşmesine katkı sağlar. Pek çok fotoğrafta Menderes’in boynunun hafif bükük olduğu fark edilir. Menderes, portre fotoğraflarında hafif yere bakar, objektifle doğrudan göz teması kurmaz. Menderes fotoğrafta sanki uzaklara bakmaktadır, dalgındır. Mütevazı bir görünümü vardır. Sadece Menderes’in 1961’de idam edilmesi değil bundan önce Menderes’in radyo konuşmaları ve söz konusu fotoğrafları onun hakkında “mazlum başbakan” algısının oluşumuna yardım ettiği düşünülebilir (Akdağ, 2018: 65-67). Yassıada yargılamalarında bebek davası gibi pek çok örnekte olduğu gibi Menderes’i itibarsızlaştırma çabaları bu algının yıkılmasına gücü yetmez. Adnan Menderes, ne kadar bir siyaset duayeni ise bu etkiyle radyoyu başarılı bir biçimde kullandıysa 27 Mayıs İhtilalcileri, bir o kadar siyaset duayeni sayılamazlar. Radyoyu kullanma konusunda da başarısızlık sergiledikleri söylenebilir. İhtilalciler, Menderes’i itibarsızlaştırma konusunda o kadar ileri gittiler ki pek çok kişinin onların propaganda çalışmalarını tersten okuyabileceğini fark edememiş olmalıdırlar. Bu ters okumayla itibarsızlaştırma çabaları Menderes’in mazlum bir başbakan algısını daha da pekiştirmiştir denebilir. Uzun yıllar kendisi siyasette hizmet vermiş olan Nabi Sabuncu bu durumu şu şekilde açıklar: ““1960 İhtilali’nde çok gençtim. O vakte kadar da solcuydum. Yassıada’da Celal Bayar, Adnan Menderes’e yapılan muameleler nedeniyle sağcı oldum. O zamanlar TV yok. Sadece radyo var. Yayınlar kısıtlıydı. Akşam saat 22.00’de radyoda Yassıada saati olurdu. Bir yaz günü böyle bir yayında Celal Bayar’ın müdafaası (savunması) yayımlanmaktaydı. Hukukta temel ilke son söz savunmanın olmasına rağmen Celal Bayar, müdafaasını yaparken spiker yayını kesip “Ne kadar komik değil mi, sayın dinleyiciler!” dedi. Ben de bu tip gelişmeler karşısında içinde bulunduğum düşünce tarzını sorgulamaya başladım”(Sabuncu, Görüşme Tarihi: 05.12.2015). Sol cenahta siyaset yapmış olan Hürrem Şahinci’nin de benzer görüşler ileri sürmesi ilginçtir. Şahinci özetle şunları söyler: “Radyoda Yassıada Saati vardı. Bu durum sanki bir dizi haline getirildi. Temel meselelerden uzaklaşıldı. Dizinin sonucu idamla bitince Menderes’e sevgi seli aktı. Sorumlu, CHP gibi gösterildi. Hâlbuki vatan cephesi uygulamaları unutuldu. Halk önce yapılanları değil dizinin sonu hatırladı. Dizinin sonunu unutturmadılar da… CHP’yi idamlardan sorumlu tuttular. CHP’ye karşı, propaganda malzemesi yaptılar. Sağ anlayışın sürekli iktidarda bulunmasının sebeplerinden biri de budur” (Şahinci, Görüşme Tarihi:19.12.2015).

Demokrat Parti iktidarı yılları sesli sinema dönemidir. Sinema, Muhsin Ertuğrul tekelinden kurtulur. Ömer Lütfü Akad, Atıf Yılmaz, Orhon M. Arıburnu gibi yeni yönetmenler dönemi başlar. Bu yönetmenler hem teknik hem konu olarak filmleri popüler hale getirirler ve sinemanın daha tabana yayılmasına katkı sağlarlar (Scognamillo, 2003: 111-112). Demokrat Parti iktidarı yıllarında sinema yaygınlaşır. Adnan Menderes ve DP ileri gelenleri sinemanın bu gücünden yararlanmak isterler. 1960 yılına doğru iktidarla-muhalefet arasında gerginlik iyice tırmanır. Menderes, yurt gezilerine ağırlık vererek tabanını güçlendirmeye çalışır. Menderes’in yurt gezilerinden derlenmiş görüntülerden oluşan siyasi filmler sinemalarda gösterilir. Bu filmlerde Menderes’in güçlü bir temsil propagandası yaptığı görülür. Filmlerde, yüzlerce kişi Menderes’in arabasını karşıladığı görülür. Menderes kalabalıkların arasında yürümektedir. Meydanlara doldurmuş binlerce kişiye Başbakan Menderes’in hitap ettiği görülür. Filmi sunanın çok kibar bir dil kullandığı hissedilir. Başbakan’ın hizmetlerinden söz edilir. Film metninde yer alan sözlerden bazıları şöyledir: “Kırşehir büyük bir bayramın sevinci içerisinde Başvekilimiz Adnan Menderes’in ziyaretleri ile Kırşehir bugün en sevinçli gününü yaşamaktadır. Şehri girişinden itibaren Hükümet Meydanına kadar uzanan Ankara Caddesi’ni iki taraflı ve kesif bir şekilde dolduran ve civar kazalardan gelmiş olan vatandaşlarla yekûnu elli bine ulaşan Kırşehirliler en büyük heyecan içinde başvekilimizi selamlıyor ve bağrına basıyor. Şehrin girişinden Hükümet Meydanına kadar olan kısa yolu ancak yarım saatte geçebilen başvekilimiz halkın emsalsiz muhabbet tezahürlerine aynı derecede bir sevgiyi belirten tebessümüyle vatandaşları selamlayarak mukabele ediyor. Filmin devamında Menderes’in miting ve davası kalabalıkların görüntüsü eşliğinde DP’nin hizmetlerinden söz edilir. Menderes’in Nevşehir gibi diğer vilayetleri ziyareti söz konusudur. Hacı Bektaşi Veli’nin Türbesi’ne Adnan Menderes’in ziyaret edişi gösterilir. Bu türbenin DP iktidarı döneminde restore edildiği vurgusu yapılır(https://www.youtube.com).

27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra Milli Birlik Komitesi (MBK), Yassıada tutuklu olan Menderes, Bayar ve diğer DP’liler hakkında sinemalarda gösterilmek üzere “Düşükler” adıyla bir film yaptırır. Filmde halktan oluşan kalabalıklar yoktur. Sadece rol yaptırılan DP’liler vardır. Aynı zamanda onları aşağılayan ve itici bir dil kullanılır. Bu çalışma MBK’nin beklediğinin aksine bir sonuç doğurduğu söylenebilir. Menderes’i itibarsızlaştırma yerine halkın genelinde var olan olumlu Menderes algısının pekişmesini sağlar. Menderes de MBK de dönemin medyası sinemanın önemini kavramış gözükmektedir. Ancak Adnan Menderes ile MBK arasındaki fark bu medyayı ne biçimde kullanıldığı konusunda ortaya çıkar.

DP muhalefet yıllarındayken radyodan kendilerine propaganda imkânı tanınmamasına şiddetle eleştirmesine rağmen (Demokrat İzmir, 10 Aralık 1947) kendi iktidarında tüm partilerin radyodan yararlanmasını yasaklar. 1950 Genel seçimlerine yaklaşırken iktidar partisi CHP’nin muhalefete de propaganda hakkı tanıma uygulaması kaldırılır. Verilen kararda bütün partilerin radyodan propaganda hakkı kaldırıldığı ve bu durum iktidar partisi DP’yi de kapsadığı için uygulama adil gibi durmaktadır. Ancak hükümet icraatlarının bu durumdan istisna tutulması iktidar partisi DP’ye ayrıcalık sağlar. Radyo yasağı CHP ile halk arasındaki iletişimin kısmen kopmasına neden olabilecektir. CHP-DP arasında tırmanan gerginliğin nedenlerinden birisi de budur. 27 Mayıs 1960 Darbesi sonucu iktidardan düşürülen DP ileri gelenlerinin Yassıada yargılamalarında aleyhlerinde açılan davalardan birisi de bu minvalde radyo davası olur (Kaya, 2008: 81).