Beyhan Erdoğan

Beyhan Erdoğan

DOĞALGAZ

Emekli olduktan sonra, lise müdürü ve edebiyat öğretmenliğini yapmış bir eğitimci olarak boş durmamak için neler yapabilirim diye kendime küçük programlar yapmıştım.

İlk işim sabah sporu için Adnan Menderes Stadyumu’nda bir saatlik yürüyüş. Eve dönüş ve kahvaltı, bir veya iki gazeteyi gözden geçirmek, beş altı ulusal gazete yazarlarının yorumlarını okumak, bazı notlar almak. Yazacağım gazete ve dergiye vereceğim köşe yazısının alt yapısını oluşturmak. Evin ihtiyaçlarını almak, torunlarla oynamak ve arkadaşlarla buluşmak, görüşmek için Turistik Parka veya Menderes Park’a gitmek. Günlerin,, haftaların hatta ayların bile nasıl geçtiğini inanın fark edemiyorum. Yazlıktan Ekim sonunda göçtük yıl bitti. 2019 yılına girdik ve Ocağın ortasındayız. Günler birer dakika uzamaya başladı bile. Bir aydır görüşmediğimiz arkadaşlar, niye görünmediğimi Denizli ile İstanbul’daki torunlar arasında mı dolaştığımı, statdaki yürüyüşlere niye katılmadığımı merak ettiklerini anlatınca gerekli cevapları verdim. Menderes bulvarında yürüyüş mü olur? Bacalardan çıkan zehirli gazlarımı soluyorsun diye söylenince açıklama yapmak zorunda kaldım. Evet geçen yıllar hep stadyumda yürüyüşümü yaptım, ama şimdi benim apartmandaki 10 ailenin dördü doğalgaza geçti. Diğerleri elektrikle klima ile ısınıyor. Kalorifer kazanları kalktı, kömür kullanmıyoruz. Evim Menderes bulvarı civarında olduğundan orada yürüyüş yapıyorum. Hem sonra bulvar çok hareketli, canlı ve güzel. Birçok dostla karşılaşıyorum, dediğimde bulvarda yürüyüş olmaz olmazda ısrar ettiler. Havanın kirliliğinden bahsettiler.

Sevgili okuyucular...

Adnan Menderes Bulvarının kıymetini bilelim, çevremizi kirletmeyelim. Türkiye de örnek gösterilecek bir caddemiz var. Lisemizin festivallerinin yapıldığı 10 yıl süren halk oyunları gösterilerine katılan Avrupa’daki ülkelerin öğrencileri, velileri ve idarecilerinin en beğendiği yer parklarımız ve Adnan Menderes bulvarımız idi. Hatta Fransız konuklarımız bulvarımıza mini Şandeliz ismini takmışlardı. Aydın’da kaldıkları 7/8/9 günün her gününü burada geçirirlerdi. O zaman doğalgaz yoktu ama şimdi verilen bilgiler doğruysa nüfusumuzun yüzde 702i doğalgaz kullanıyormuş. Bağlantılar, dağıtım çalışmaları hızla devam ediyormuş. Hedef 2023 yılında tüm illere de doğalgazlaştırılacakmış. Aydın’ın havası artık kirli değil.

Evet temiz havaya kavuştuk diye seviniyoruz. Ben Adnan Menderes stadyumunda yürümeyi bırakıyor. Adnan Menderes Bulvarına geçiyorum. Neden? Çünkü Aydın’ın artık havası temiz kömürle çalışan kaloriferler, sobalar kaldırılıyor diye seviniyorum derken şimdi de bir başka problem çıktı ortaya. Jeotermal enerji santralleri pıtrak gibi Aydın’ın Denizli’nin hemen her köşesinde ortaya çıkmaya başladı.

Yerin 1200- 1500 metre altından çıkan bu sıcak sularla elektrik üretimi yapılıyor. Ülkemizin enerji sorununa büyük bir katkısı var. Bu enerjiye ihtiyacımız var. Ama sularımı kirleten, havamızı kirleten, sebze meyve bahçelerimize zarar veren kükürt diyoksit sülfirik asit ve benzeri zararalara karşı ne yapmalıyız?

Çevrecilerin bir iki toplantısına gittiğimde orada konuşan köylü üreticilerimizin söyledikleri şu örneği unutamıyorum. ‘’Üç yıldır zeytin alamıyoruz, artık incirlerimizden bal akmıyor, zehir akıyor. Dalında olgunlaşmadan toprağa dökülüyor...’’ Bu tabiatın dengesini bozan, insan sağlığını tehlikeye sokan gelişmelere bakalım ne zaman dur diyeceğiz?