Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

KAĞIDIN SANAT HALİ: Kat’ı

Binbir sabırla işlenen ve binbir özenle saklanan kat’ı,

Kağıdın sanata dönüştüğü özel maharet

Kat’ı sanatı, Osmanlı nakışhane geleneğinden günümüze aktarılabilmiş nadide mirasların en incelikli ve renkli dallarından biridir.Büyük yetenek ve sonsuz bir sabır isteyen bu zevkli sanat, Türklerin kutsal metinlere ve onların aktarıldığı yazma eserlere verdiği en iyi şekilde sergiliyor.

Arapça’da ‘’kağıt oyma’’ anlamına gelen ‘’kat’ı’’ ismiyle anılmaya başlayan bu sanat XVI. Yüzyılda Osmanlı tarih yazarlarından Aşık Çelebi’nin kaleme aldığı Meşa2irüş- Şu’ara isimli eserde ‘’bahar kesmek’’ olarak da söz ediliyor. Kat’ı sanatını icra eden sanatkarlara ‘Kat’ıan’ adı veriliyor. Bir çok müze ve yazma kütüphanesinde eski örneklerine rastlayabildiğimiz kat’ı eserlerinin zerafetini, ezeli bir sanat aşkı ve bitmek tükenmek bilmeyen bir sabırla açıklamak mümkündür. Zira kat’ı sanatının temel malzemesi olan kağıt farklı renkte bitki kökleri ve toprakla boyandıktan sonra esere konu olan tasarımın formuna göre parçalar halinde tek tek kesiliyor. Kesim işlemi için özel makaslar ve keskiler kullanılıyor.

Kat’ıyı farklı kılan; kalem, boya ya da mürekkep kullanmadan yalnızca kağıdı oyarak ve keserek yapılan ve esere üç boyut etkisi veren bir resim olmasıdır. Kesilen kağıtların yapıştırılması ‘oyma’ olarak adlandırılıyor. Oymanın , erkek ve dişi oyma adı verilen iki ayrı tekniği var. Erkek oyma tekniğinde milimetrik bir hassasiyetle kesilen parçaların her biri, muhallebi tutkalı kullanılarak bir cımbız veya el yordamıyla yapıştırılıyor. Dişi oyma tekniğinde ise kesilen tasarım kalıp halinde bırakılıyor.

XVI. yüzyılda saray eşrafı tarafından büyük beğeniyle karşılanan bu sanat, kitap ciltlerinden, bordür ve yazı süslemelerine kadar bir çok zeminde icra edilmeye başlamıştır. Osmanlı devrinin en meşhur kat’ı sanatçısı Bursalı Fahri, dönemin padişanı sunulan ve harflerini tek tek keserek tamamladığı bir Kur’an-ı Kerim ile ün kazanmıştır. Kat’ı sanatının değerini koruyarak günümüze aktarılmasını, Türk sanatlarının duayeni Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in uluslararası alanda yaptığı araştırmalar sağlamıştır.

XVI ve XVII. Yüzyılda geleneksel Türk motiflerinin oyularak çıkarılmasıyla başlayan bu sanat, vazo ve buket halindeki çiçeklerin süsleme amaçlı kullanılmasına paralel olarak parçalar halindeki kağıtların yapıştırılması uygulamasıyla gelişmeye ve yaygınlaşmaya devam etmiştir. İlk dönem kat’ı ustaları arasında Mehmed bin Gazanfer, Mevlana Kasım Arnavud ve Edirne’li Mehmed Nakşi gibi isimleri saymak mümkündür.

Son yıllarda geleneksel sanatlara olan ilgiden kat’ı sanatı da nasibini alıyor. Üniversitelerin güzel sanatlar fakültesinde , özel sanat atölyelerinde ve kat’ı ya gönül veren özel vakıflar bünyesindeki eğitimlerle yeni sanatçılar yetişiyor. Türkiye’nin farklı yerlerinde açılan ve yoğun ilgi gören sergilerin yanı sıra Klasik Sanatlar Zamanı gibi uzun soluklu belgeseller de bu sanatın yaygınlığını artıracağının kanıtı gibi görünüyor.

ADIM ADIM ÜRETİM

*Kat’ı için gereken başlıca malzemeler; kağıt, kerki, büyüteç ve cımbız

*Milimetrik her motif ve figür, ince uçlu keskilerle kağıttan koparılmadan kesilir.

*Bir diğer tarz ise figür ve formlara ait her detayın parçalar halinde kesilerek ayrı bir alanda birleştitilmesidir.

*Türk kat’ıcılığındaki tüm geleneksel motifler, tezhip ve minyatür sanatında kullanılan tasarımcılardan ilham alır.

KAT’I SANATÇISI FEYZA OYAT, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde Kat’ı sanatı dersi veriyor. Bu konuda şunları söylüyor:

‘’Anlıyoruz ki kat’ı sanatı çok sabır gerektiren bir uğraş. Malzemenin hassasiyetinden dolayı çalışması zor olan bu sanat dalında, adeta bir derviş gibi sabırlı olmak gerekiyor.Sürekli icra etmeye ve onu paylaşmaya çalışıyorum. Paylaşmanın bereketini görmek devamlılığı sağlıyor.

Kullanılan malzemenin yalnızca kağıt olması ve ince detaylara kadar kesilerek bu malzemeden bir form ve motifin ortaya çıkarılması sanatseverlere ilgi çekici geliyor. Ayrıca klasik sanatlarımızın üretilmeye devam ettiğini görmek insanları çok mutlu ediyor.

Usta, iyi bir gözlemci ve eğitimci - eğitici olursa, çırağının yetişerek kendi yolunu bulmasına yardımcı olur. Kağıt oyma geleneğinin kural ve disiplinlerini es geçmeden yeni nesillere aktarmak için, usta - çırak ilişkisinin iyi işlemesi gerektiğini düşünüyorum. Son yıllarda kat'ı sanatı çok popüler oldu. Bunun hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğu düşüncesindeyim. Sanatın temel yapısını bozan örnekler olduğu gibi çok yetenekli ve başarılı gençlerimiz de var. Bundan kıvanç duyup umutlanıyorum"