Semih Başkar

Semih Başkar

“3 Aralık Dünya Engelliler Günü'ne Doğru”

3 Aralık; Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında almış olduğu karar sonrası “Uluslararası Engelliler Günü” olarak ilan edilmiştir. 3 Aralık, o gün itibariyle tüm dünyada engelli insanların sorunlarına dikkat çekmek için belirlenmiş bir gündür. Dolayısıyla 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kutlanacak veya bayram yapılacak bir gün değil, karşılaşılan sorunların gündeme getirileceği ve bunların çözümü için yapılabileceklerin ele alınacağı bir tarihtir.

***

3 Aralık’ın Dünya Engelliler Günü olarak kutlanması elbette ki çok önemli, ancak dostlarımızın sadece yılda bir gün hatırlamak ve sonrasında unutmak doğru bir yaklaşım değildir. Fiziksel ya da işitme ya da görme sıkıntısı yaşan dostlarımız için, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kamu otoritelerince alınacak önlemlerin, tedbirlerin ve yapılacak organizasyonların, sivil toplum örgütlerini de içine alacak biçimde daha da yaygınlaştırılmasını ve somut adımların atılması gerekmektedir diye düşünmekteyim.

***

Günümüzde artık engellilik görmemek, duymamak, yürüyememek ya da başka bir fonksiyon kaybı değildir. Birçok yerde duyduğumuz gibi, “asıl engel yüreklerde” de değildir. Hem ülkemizde, hem de dünyada artık engelin çevreden kaynaklı sorunlar olduğu kabul görmüştür.

Yani sizler bir yerden bir yere rampa ve asansör olmadığı için gidemiyorsanız, sokakta kaldırımlar erişilebilir olmadığı için hareket edemiyorsanız, toplu taşıma araçları size uygun olmadığı için kullanamıyorsanız, araçlarınız için ayrılmış otoparklara başka araçlar park ediyorsa ve siz ne yapacağınızı bilemez duruma düşüyorsanız, işe girmek istediğinizde reddediliyorsanız, insanların “sen bunu yapamazsın” cümlelerine maruz kalıyorsanız, asıl engel burada demektir. Yani asıl engel, hayatın her alanının erişilebilir olarak düzenlenmemesi ve “sen bunu yapamazsın” şeklinde ortaya çıkan önyargılardır.

***

Türkiye'de yaklaşık 8 milyona yakın engelli var. Erişilebilirlik, eğitim, çalışma hayatı ve sağlık. Türkiye'de engellilerin en çok zorlandıkları, sıkıntıya düştükleri alanlar. Yani hayatın ta kendisi. Gözlerinizin görmediğini, doğadaki bin bir rengi keşfedemediğinizi; ya da yürüyemediğinizi, gönlünüzce koşamadığınızı, fikirlerinizi ifade edemediğinizi, tek başına yemek yiyemediğinizi, güzel şarkıları dinleyemediğinizi, sevdiklerinizin sesini duyamadığınızı hiç düşündünüz mü? Bugün gündeme gelen engelliler işte her gün böyle yaşıyorlar…

***

Toplumun ayrılmaz bir parçası olan engellilerin, umutlu ve geleceğe güvenle bakabilmelerini sağlayacak imkânlara kavuşturulması, devletimizin öncelikli görevleri arasında yer alıyor. Ancak engellilerin üretken bireyler olarak kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri konusunda sivil toplum kuruluşlarına ve sorumluluk taşıyan her insana görev düşüyor.

***

Dünya nüfusunun yüzde 10'u, Türkiye nüfusunun ise yüzde 12'si özürlü, yani ülkemizde yaklaşık olarak çeşitli engelleri olan yaklaşık 8 milyon vatandaşımız var. 8 milyon engelli vatandaşımızın 2 milyon 230 bininin konuşma, bir milyon 274 bin 900'ünün eğitilebilir zeka geriliği, 127 bininin görme özürlü, 382 bininin işitme özürlü, 892 bininin ortopedik özürlü, 637 bininin sürekli hastalığı var. 1,5 milyon özürlü çocuğumuzdan da yalnızca 45 bini özel eğitim imkânlarından yararlanabiliyor.

***

3 Aralık Dünya Engelliler Günü, engellilere karşı olan sorumluluklarımızı bir kere daha hatırlatıyor. Herkesin yapabileceği bir şeyin olduğu gerçeği noktasında neler yapabileceğimizi düşünmemiz için bir vesile oluyor. Velhasıl Engellilere karşı daha duyarlı olmalı, onlara sahip çıkmalıyız. Amacımız bir gün değil bir ömür boyu farkındalığa dikkat çekmek ve sosyalleşmelerini sağlamalıyız. Bunun için var gücümüzle çalışmalıyız. İlgi ve alakamızı engellilere her zaman göstermeliyiz. Onların sorunlarının çözümü konusunda yapılan çalışmalara destek olmalıyız.

Kalın sağlıcakla…