Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

TAM BAĞIMSIZLIK İÇİN Tarih 17 Şubat 1923

Hiçbir üretimi olmayan, yerle bir olmuş, yıkıntıya dönmüş ülkede hummalı bir çalışma vardı. İzmir İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk yapıyordu.

“Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalmış bir gerçek vardır. Türk tarihi incelenirse, gerileme ve çöküntünün nedenlerinin iktisadi sorunlara bağlı olduğu görülür. Tam bağımsızlık için şu kural vardır. Milli egemenlik, mali egemenlikle desteklenmelidir. Bizleri bu hedefe göütrecek tek kuvvet ekonomidir. Siyasi ve askeri zaferler, başarılar ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça kalıcı olamaz.”

İktisat Kongresi’nden sonra köylüye para, tohum, fidan ve hayvan verildi. Kooperatifler kuruldu. Köylüye ilk on yılda 1 milyon 77 bin 526 dönüm arazi dağıtıldı. Tohum Islah İstasyonları, Toprak Mahsulleri Ofisleri kuruldu. Zirai Donatım Kurumları çiftçiye tarım aletleri, araç – gereç ve gübre vermeye başladı.

Bozkırın ortasına Atatürk Orman Çiftliği kuruldu. Tarımda verimliliği artırmak için bilimsel çalışmalar yapıldı, komisyonlar kuruldu. Adana’da 1925 yılında Tohum Islah Komisyonu kuruldu. Değişik tohumlarla beraber yurt dışından özenle seçilmiş uzmanlar getirildi. Bunu pamuk ıslahı izledi. Yurt dışından uzmanlarla beraber makineler getirildi. Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası “Ekonomik bağımsızlık olmadıkça ulusal bağımsızlık olmaz” ilkesiyle kuruldu.

Türkiye, narenciye sattı. Bunun karşılığında para yerine teknik bilgi ve destek alarak fabrikalar kurdu. Nazilli Sümerbank Fabrikası’nın radyosu vardı. Çalışanlar, çalışırken klasik müzik dinliyordu. Kütüphanesi, tiyatrosu, sinema salonu vardı dolup taşan. Balolar yapılıyordu.

Yurt dışından çalışmaya gelen bin 200 yabancı işçi vardı. Yatakhaneler, misafir evleri, dershaneler vardı. Okuma – yazmanın yanı sıra biçki – dikiş kursları veriliyordu. 980 öğrencili ilköğretim okulunda çocuk kreşi vardı. Okulda atletizm, yüzme, bisiklet ve paten sporları da yapılıyordu. Fabrika bünyesinde eczane, tam teşekküllü hastane, yaz kampları vardı. Gazete ve mizah dergisi çıkarıyorlardı. Şehir Merkezi ile fabrika arası ücretsiz tren vardı.

Tarih 1 Kasım 1936

Atatürk, 2. Yasama Yılı açılışında Meclis’te “Maliyemiz sizleri sevindirecek biçimde olumlu ve verimli bir durum göstermektedir. Dengeli gidişe özel önem veren Büyük Meclis, her yıl gelirini fazlasıyla sağlamayı başarmaktadır. Bu yıl da gelirin umulduğu gibi gerçekleşeceğine güveniyorum. Hayatı ucuzlatmak gerektikçe, vergileri indirmek politikasını sürdüreceğiz. Tuz, şeker, çimento, hayvan vergilerinde iki yıl içinde yaptığımız cesur indirimler, her bakımdan yararlı olmuştur. Bu yıl hem ilk ihtiyaçlardan hem önemli güç araçlarından olan petrol ve türevlerini üzerindeki vergilerden büyük oranda indirim yapmayı başarmanızı dilerim”

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra geçen on sene içerisinde bitik ve harap içinde olan ülkenin geldiği durum tüm hayalleri zorlayan inanılmaz bir gelişmedir. Toplu iğnenin bile yurt dışından getirildiği yokluk dönemi bitmiş, idealist kadrolarla eğitim seferberliği başlamış, okullar, hastaneler, sağlık ocakları, limanlar, yollar, köprüler, barajlar, fabrikalar yapılmıştı.

Hani son zamanlar haberlere konu olan kadınların Suudi Arabistan’da araba kullanmalarına izin verilmesi konusu var ya...

Türk kadını Meclis’e vekil olarak girerken seçme ve esçilme hakkını kullanırken, Fransa, İtalya, Belçika, İsviçre gibi ülkelerde böyle bir hak yoktu. 1930’lu yıllarda son derece az ülkede bulunan otomotiv ve uçak sanayii kurulmuştu. Ülke koskoca bir şantiye alanı gibiydi. Azot, kömür, elektrik, çimento, demir – çelik üretiminden, şeker pancarı, pamuk, buğday,

pirinç, zeytin başta olmak üzere gerek sanayi gerek tarımda ulaşım ve hayvancılıkta baş döndüren bir hızla yükseliyordu genç Cumhuriyet.

Bir ülkedeki ekonominin büyümenin ana ölçüsü Gayri Safi Milli Hasıla 10 sene içinde 500 misli büyümüştü.

Sahi!

Hangisi daha büyük mucizeydi. Yoktan var edilen bir ordu ile tüm dünyaya kafa tutarak ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ parolasıyla bağımsız bir Cumhuriyet kurmak mı? Yoksa, bitik bir ülkeyi 10 sene içinde dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri haline getirmek midir?