Kerim Yalçınkaya

Kerim Yalçınkaya

ZOR YILLAR

Türkiye, çok zor bir dönemden geçiyor. Her gün gerek dış politikada, gerekse iç politikada şartlar zorlaşıyor. 16 yıllık AKP iktidarı, Türkiye’yi sanki çıkmaz bir sokağın içine sokmuş gibi siyaset tıkandı.Karşı blokta yer alan CHP ise istenilen ana muhalefet görevini yapamıyor. Türk seçmenine baktığımızda en azından yüzde 65’lik bir kesimin sağ blokta yer aldığını görüyoruz. Bu durumda AKP’nin fazla bir çaba göstermesine gerek yok. Yüzde 40 – 45’lik bir seçmen kitlesi, her seçimde AKP’yi kayıtsız şartsız destekliyor. Onlara göre, AKP, yönetimde birçok hata yapsa bile, Türkiye’yi başka idare edecek parti yok. “Diğer siyasi partiler iktidara gelse Amerika ile baş edemezler. ABD ile baş edecek tek siyasi parti AKP’dir” görüşünü savunuyorlar.AKP, bu tablo içinde herhangi bir çaba göstermeden girdiği her seçimi kazanıyor. Yani geniş bir seçmen kitlesine göre AKP seçim kazanarak Türkiye’nin önünü açıyor. Aynı zamanda problemlere çözümler üretiyor. Hayat pahalılığından bunalan vatandaşa yardım elini uzatıyor ve moral veriyor. Her gün iktidarı eleştirecek halimiz yok. Fakir fukara edebiyatı yapmaya da hiç gerek yok. Türkiye’de 8 ayda 50 bin kişi daha milyoner oldu.Bankalardaki hesabında 1 milyon Türk Lirası veya üzeri parası olan kişi sayısı, Ocak – Ağustos döneminde 53 bin 439 kişi artarak 192 bin 419’a ulaştı. Bankacılık Düzenleme Kurulu’nun verilerine göre Ağustos 2018 sonu itibariyle milyonerlerin bankalardaki toplam mevduatı 1 trilyon 279 milyar 70 milyon liraya yükseldi. Böylece bankalarda milyoner başına düşen ortalama mevduat, yaklaşık 6 milyon 679 lira olarak hesaplandı. Hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, Temmuz 2018 itibarıyla bir önceki yılın aynı ayına göre 27 bin 45 kişi artarak 166 bin 25’e yükselmişti.Görüldüğü gibi ekonomik kriz ortamında bile Türkiye’de milyoner olan kişilerin sayısı artıyor. Ama madalyonun öteki yüzünde çok farklı bir görüntü var.Türkiye İstatistik Kurumu da bu gerçeği net şekilde tespit etmiş. TÜİK’in yaptığı araştırma verilerine göre her yıl en azından 50 bin milyoner sayısında artış gözleniyor. Ama yine de Türkiye’de gelir dağılımı bozuluyor. Orta sınıf tuzağı devam ediyor.İşçi, memur ve sabit gelirliler daha da fazla fakirleşiyor. Hükümet zaman zaman ekonomideki büyüme ile övünse de büyüyen geliri paylaştırmada başarılı olamıyor. Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0.7 puan artarak yüzde 6.2 oldu. Toplumun en zengin yüzde 20’sinin gelirinin en yoksul yüzde 20’sinin gelirine oranı 7.6’dan 7.7’ye çıktı.Yani fakirler daha çok fakirleşiyor. Zenginler daha çok zenginleşiyor. İşçi ve memurun geliri daha da düşüyor.Bunun nedeni belli. İşçi ve memura büyümeden pay verilmiyor. TÜİK yanlış tespit ettiği enflasyon yüzünden toplumun geniş kesimleri hakkı olan gelirleri elde edemiyor. Bu haksızlığı 2019 yılı Ocak ayı maaşlarında görmemiz mümkün. Memur, işçi, emekli ve sabit gelirlilerin maaşları TÜİK fiyat endeksi verileriyle kısalacak.

ASGARİ ÜCRETTE AVRUPA’NIN EN DÜŞÜKLERİ ARASINDAYIZ

Türk lirasının değer kaybıyla birlikte bu yıl asgari ücretin alım gücünde önemli bir azalma oldu. 2018 yılı başında bin 404 liradan, bin 603 liraya çıkartılan net asgari ücretle 353 euro almak mümkündü. Bahar aylarından itibaren TL’nin değer kaybetmeye başlamasıyla bu miktar 197 euroya kadar geriledi. Türk lirasının en düşük seviyesinden bir miktar yükselmesiyle birlikte 4 Ekim 2018 itibarıyla asgari ücretin euro karşılığı 225 euro oldu. BBC’den Onur Erem’in haberine göre bu miktar, asgari ücretin euro bazında zirveyi gördüğü 2016 yılının yüzde 45 gerisinde.Türkiye’deki asgari ücret, Batı Avrupa ülkeleri ve Yunanistan’a kıyasla her zaman daha düşüktü. 2001 yılında Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve kur şokuna rağmen asgari ücret,Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Romanya, Litvanya gibi ülkelerin üzerinde kalmıştı. 2016 yılında Türkiye’de asgari ücretle çalışan bir işçi Polonya’daki işçiden yüzde 20 daha fazla maaş alıyordu. Günümüzde ise yüzde 42 daha az kazanıyor.