Kerim Yalçınkaya

Kerim Yalçınkaya

ERDOĞAN’IN ALMANYA ZİYARETİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya gezisinin ardından özellikle Almanya’nın politikalarına dönük eleştiriler geldi.

“Ekonomik boyutunu öne çıkarmak istiyorlar ama esas meselelere değinmiyorlar” diyen Emekli Büyükelçi ve CHP’li eski vekil Onur Öymen, bu konuda şu yorumu yaptı:“Cumhurbaşkanı kaç kez Almanya’ya gitti? Ama ilk defa bir devlet ziyareti oluyor. Böyle bir devlet ziyaretinde karşı tarafın verdiği mesajlar, ‘henüz ilişkilerimiz normalleşmedi, Türkiye’den şikayetimiz var’ şeklinde. Türkiye’den şikayet ediyorsanız devlet ziyaretine neden davet ediyorsunuz? Devlet ziyareti genelde ilişkilerin pürüzsüz olduğu ortamlarda yapılır. Bizim taraftan ilişkilerimiz normalleşiyor, iyileşiyor, mesajlar geliyor. Oysa ki ilişkiler çok sorunlu. Başta Almanya’nın, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkması yatıyor. Önce bu meseleyi masaya yatıracaksınız. Bu çözülse birçok mesele halledilecek.”Bunun gündeme getirilmesi gerektiğini burada da sorunun Almanya’dan kaynaklandığını belirten Öymen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce Yeşiller ve Sosyal Demokrat koalisyon ilişkileri normalleşti. Bu Almanya’nın ışık yakmasıyla oldu. Almanya’da hükümet değişti diye politika değişiyor. Karadağ, Kosova, Bosna Hersek AB’ye alınacak. Türkiye’nin önüne engel çıkarıyorlar. Ne istiyorsunuz diye soracaksınız? Biz de ona göre tavrımızı alalım. ‘Ne yapsak alacaksınız?’ Eğer ‘ne yaparsanız yapın almayacağız’ diyorlarsa ‘neden bu süreci başlattınız?’ Devlet rejimimizi, anayasamızı buna göre yaptık. Reform yaptık. Başlık açtık. Bir anda her şeyi neden dondurdunuz?” Almanya’nın bütün sorunlu alanlardan Türkiye’yi sorumlu tutması ne kadar büyük haksızlık? Türkiye, hangi alanda sorumlu? Yoksa Müslüman olmanın günahını mı çekiyorlar? Bazen kendi ağızlarıyla ‘Avrupa Birliği, bir Hıristiyan birliğidir’ şeklinde açıklamalar da yaptılar. O zaman Onur Öymen’in dediği gibi bu süreci neden başlattınız? Bu anlayışla bütün sorunları çözsek neye yarar? Almanya ve Batı dünyasına tüm bu gerçekleri bir an önce gündeme getirsek daha iyi sonuç alırız. Çifte vatandaşlık konusuna mı takılıyorlar? Sayın Erdoğan, Merkel’e söz etmiş bunlardan. Bu önemli meseleyi iyice müzakere etmemiz lazım. Almanya’da 3 buçuk milyon vatandaşımız var. Alman vatandaşı olmak isterlerse Türk vatandaşlığından çıkma şartı arıyorlar. Türk mevzuatı bu konularda Almanlardan daha demokrat ve bizim yasalarımıza göre mümkün. Ama Alman yasalarına göre değil. Alman vatandaşlığı kan esasına dayalı.Onur Öymen, Avusturya, Danimarka gibi 3 – 4 ülke olduğunu ve bu ülkelerde Türkiye gibi toprak esasına dayalı bir sistemleri olduğunu belirtiyor. Öymen, “Ayrıca sözde Ermeni soykırımını sineye çektik. Bunu nasıl yaparsınız dememiz gerekiyordu. Uluslararası hukukun açık bir ihlali. AİHM, Perinçek kararının açık ihlali. Söylenecek çok söz var. Almanya bizim yakın dostumuz ama Perinçek kararından sonra ilk olarak Almanya bu kararı aldı. Buna benzer konular var” değerlendirmesinde bulundu.Serbest Ticaret konusu’nda sorunlar olduğuna değinen Öymen, Almanya’nın öncülüğünde AB’nin birçok ülkeyle Serbest Ticaret Anlaşması yaptığını hiçbirine bizi neden almadıklarını anlattı. Öymen, “Biz o ülkelerde müzakere edersek iki tanesiyle anlaşma yapabiliyoruz. Bizi neden almıyorsunuz? AB Serbest Ticaret Anlaşması olmayan ülkelerle ticaret yapamazsınız. O ülkelerin malları, bizim ülkelerimize giriyor” dedi. Şu anda ise tersi oluyor. Avrupa üzerinden geliyor” dedi.

HÜKÜMET AB’Yİ NEDEN İSTEMİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’ne üyelik hedefini referanduma götürme niyetinde olduğunu açıkladı. Bu niyet AB’ye karşı bir pazarlık mıdır? Bunu zaman gösterecek. Ancak AB’den uzaklaşmak AB’ye de zarar verir. Batı dünyası bu gerçeği iyi biliyor. Ancak İslamafobi stresi Avrupa’yı Hıristiyan Birliği olmaya zorluyor. Zira Türkiye’nin Avrupa Birliği hedefi yalnız üyelikle sınırlı değildir. Avrupa hedefimiz üyelikten çok daha önemli anlam ifade etmektedir. Çünkü AB, dünyada demokrasinin kurumsallaştığı bir oluşumdur. Kendi iç bünyesinde siyasi istikrarın demokratik bir yapısı var. İnsan hakları, siyasi özgürlükler, teminat altına alınmıştır. AB ülkeleri hukukun üstünlüğünde ilk sıradadır. AB üyeliği demek Türkiye’nin bu standartları yükseltmesi demektir. Yine AB müktesebatının getirdiği açıklık, şeffaflık ve siyaseten hesap sorulabilirlik ilkeleri yolsuzlukla mücadele mücadele, Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarı için vazgeçilmez hedeflerdir. AB İlerleme Raporları’nda Türkiye’nin hukuk üstünlüğü, demokrasi ve insan haklarında geri düştüğünü ve dolaylı olarak Başkanlık Sistemi’nin demokratikleşmeyi engellediği vurgulandı.Din ve nüfus meselesini engel gören birçok Avrupalı olabilir. Ancak Türkiye’nin Rusya ve Çin’i öne çıkarması Türkiye için bir demokrasi sorunudur. Çünkü Şangay 5’lisi olarak anılan ülkelerde demokrasi yoktur.Bu açıdan Türkiye’nin ekonomik açıdan AB’ye her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü konularında AB ülkelerinden daha ileri bir ülke olduğumuz söylenebilir mi?