Semih Başkar

Semih Başkar

“JES…JES…JES…”

Merhaba sevgili okurlarımız.

Bu yazıyı 1 ay evvel yazmak istedim ama rahatsızlığımdan dolayı yazılarıma ara vermiştim fakat gördüğüm haksızlığı yazmak ilkemdir ve hep doğruları yazarım, zaman değil, yapılan önemlidir benim için.

***

Son günlerde sosyal medya üzerinden, Jeotermal ile ilgili haberleri Aydın basını kaleme almıyor. Neden korkuyorlar. Gazetelerinde jeotermal konusuna hiç değinemiyorlar diye bir takım yazılar gördüm. Kesinlikle katılmıyorum. Aydın basını jeotermal konusunda üzerine düşeni yapıyor. Ya bir yanlış anlaşılma vardır ya da mutlaka o haberi kaçırmışınızdır.

**

*Evet son günlerde konu gündem yine JES…

Kızılcaköy Mahallesi sakinleri yakınlarına kurulması planlanan ve tarım arazileri ile doğaya zarar vereceğini ileri sürdükleri JES yapımına çadır kurarak tepki gösterdi. Önceki gün Aydın Baro Başkanı Gökhan Bozkurt ve Yönetim Kurulu Üyeleri de mahalleye gelerek vatandaşlara destek verdi.

***

Baro Başkanı Gökhan Bozkurt, burada yaptığı konuşmada, Kızılcaköy halkının demokratik yollara başvurarak, yaşam hakkı için mücadele verdiğini dile getirdi. Kızılcaköy’ün Efeler’e yakın bir mesafede bulunduğunu anımsatan Bozkurt, “Siz de biliyorsunuz ki, koskoca Aydın vilayetinde sabah insanlar pis kokularla uyanıyorlar. Aydın’da bilen ses çıkarıyor. Bilmeyen emin olmak için soruyor ama hiç kimse bunun net cevabını veremiyor. Hiçbir yetkili kalkıp da ‘Bu soluduğunuz kokuda hiçbir zarar yok, sağlığınız zarar görmez, evlatlarınız zehirlenmez, kanser olmazsınız’ demediler. Ben duymadım. Duyan var mı? O zaman burada itibar edebileceğimiz bir tek şey var: bilim. Biz bilim adamlarının namusuna ve bilgisine güveneceğiz. Bilirkişi raporlarıyla o gaz zehirli midir, değil midir? Alınması gereken önlemler alınıyor mu, alınmıyor mu? Sağlığa zararlı mı, değil mi? Bunları ancak onların raporlarından öğrenebiliriz” dedi.

***

Bir hukukçu olarak Sayın Baro Başkanım Gökhan Bozkurt’un konunun yakın takipçisi olacağına inanıyorum.Değerli okurlarımız.Bu konuda çok yazılar yazdım. Tartıştık neler yapılması konusunda da hatırlatmalarda bulunmuştuk.Evet son yıllarda sayıları her geçen gün katlanan jeotermal enerji santralleri halk sağlığı, tarım ve çevre açısından yoğun eleştirilerin odağı oldu. JES'lerin havaya saldığı gazların kokusundan, akışkanlarını akarsulara boşaltması nedeniyle suların kirlenmesinden ve tarımsal ürünlerdeki olumsuz etkilerinden her geçen gün şikayetler artarken, doğal haliyle benim insanımda topraklarında yapılmak istenen JES'lere karşı mücadele veriyor. Vermesin mi? Kaldı ki toprağını korumak her vatandaşın en doğal hakkı.

***

Geçtiğimiz aylarda yine aynı yerde bir toplantı olmuştu. Toplantıda Dr. Metin Aydın şöyle bir konuşma yapmıştı. “Hastalıkların yüzde 90’ı çevre kirliliği, kanser hastalıklarının yüzde 90’ı da çevre kirliliği. Jeotermal santraller kanser yapıyor mu? Yapıyor. Yapmıyor diyen varsa hangi makamda olursa olsun, yalan söylüyor. Aydın’da ölüm oranı Türkiye ortalamasının üstünde. Bunun bedelini en fazla çocuklar, kadınlar ve düşük gelirli vatandaşlarımız ödüyor. Çıkarılan yasa ile maalesef Aydın’da toprakların yüzde 80’i jeotermal santral kullanımına açılmış durumda. Böyle bir yasa dünyanın hiçbir yerinde yok. Böyle bir keyfiyet olamaz.” Sayın Aydın, durumun ne kadar vahim olduğunu anlatmış.

***

Aydın dünyanın en önemli jeotermal havzalarından birisi. Son günlerde bazı kuruluşlar, jeotermalin zararları ve ne yapılması konusunda bir takım toplantılar düzenliyor. Düzenlenen toplantılarda duyarlı çeşitli kuruluşlarımız bu durumun ne kadar vahim olduğunu ortaya koyuyor. Aydın’da hemen hemen neredeyse dört bir yanında mantar gibi biten bu jeotermallerin insan sağlığına ve çevreye verdiğizararlar anlatılıyor. Ama maalesef bu konuyla ilgili herhangi bir sonuç alınamıyor. Artık bırakın biz kendimizden geçtik, bari gelecek nesillerin bu zararlardan korunması için bakanlıkların ve çevre korumanın önlem alması gerekiyor. Diyoruz ya geceleri çürük yumurta kokusu geliyor diye. Bunun tek nedeni; Bakanlıktan izin alan jeotermal elektrik üretim santralleri ve ardı ardına açılan kuyu sondajları.

***

Kim olursa olsun, Aydın'ın yaşam alanını daraltmaya kimsenin hakkı yok. Çünkü soluduğumuz hava kirlenecek, tarım alanları yok olacak. Bugün kokladığımız “Çürük yumurta kokusu”, yarınki nesillerin çürük akciğeri, kanser bulaşmış diğer çürük organları olmaması için, tedbirler alınmalı…Kalın Sağlıcakla…