Birsel Oğuz

Birsel Oğuz

İLGİNÇ DEYİMLERİN İLGİNÇ HİKAYELERİ Çarşamba Pazarına Dönmek:

İmparatorluk döneminde dört idari bölüme ayrılmış olan İstanbul’da,haftanın ayrı ayrı günlerinde belirli semtlerde büyük pazarlar kurulurdu.

Çarşamba günleri Fatih Camii avlusunun duvarından Yavuzselim’e kadarinen ana ve yan sokaklara kurulan büyük Pazar, yeri kısmen değiştirilmiş olsada hala kurulmaya devam etmektedir ve tıpkı eskiden olduğu gibi bugün dahi halkarasında meşhur ve rağbet gören bir pazardır.

Kalabalığı, kargaşayı ve düzensizliği ifade etmek için kullanılan“Çarşamba pazarı” veya “Çarşamba pazarına dönmek” deyimi buradan gelmektedir.

Dingonun Ahırı:

İstanbul’da ulaşım için atlı tramvayların kullanıldığı yıllarda, ikiat ile çekilen tramvaylara dik Şişhane yokuşunu çıkabilmesi için fazladan atlarkoşulurdu.

Azapkapı’da tramvaya eklenen fazladan atlar, Taksim’de Dingo isimliRum vatandaş tarafından işletilen ahırda dinlendirilir, sonra tekrarAzapkapı’ya götürülürlerdi.

Gün içinde sürekli atların girip çıktığı ahırın bu durumudolayısıyla, girenin çıkanın belli olmadığı veya her önüne gelenin giripçıkabildiği yerler için “Dingo’nun ahırı” deyimi kullanılmaya başlanmıştır.

Dolap Çevirmek:

Gizli işler yapan, başka bir deyimle açıklarsak saman altından suyürüten kişiler hakkında kullanılan bir deyimdir. Deyimin aslı eski İstanbulkonaklarının vazgeçilmez bir unsuru olan “dolap”tan gelmektedir. Konakta haremile selamlık arasında bulunan ve her iki kesim arasında irtibatı sağlayan araca“dolap” denmektedir.

Ağaçtan yapılmış silindirik, alt ve üst taraflarından bir mil iletutturularak çevrilen bu dolaplar vasıtasıyla bir taraftan öbür tarafa baştayemek kapları olmak üzere eşya gönderilirdi. Bu dolapları harem tarafındacariyeler, selamlık tarafında ise hizmetçiler kullanırdı. Birbirlerine ilgigösteren ve ev sahiplerinin bundan haberdar olmasını istemeyen konakgörevlileri, bu dolap aracılığıyla haberleşirler, birbirlerine hediyegönderirlerdi.

Konaklarda dolabın bu gibi işlerde de kullanılmasından dolayı,günlük dilde gizli işler yapmak anlamında “dolap çevirmek” deyimi kullanılırolmuştur.

Eşref Saati:

Eski İstanbul’da sefer, savaş, düğün, seyahat gibi önemli bir işegirişmeden önce mutlaka eşref, yani uğurlu bir zaman gözetilirdi. Sarayhalkından sokaktaki insana kadar herkes buna inanırdı.

Gerçi bu inanış yalnızca İstanbul’a ve Osmanlı’ya has değildir.Doğu’da ve Batı’da kadim kültürler tarafından uygulanmıştır. Kişi önemli birişe girişmeden önce dönemin astronomu sayılan bir müneccime başvurur, müneccimde yıldızların hareketlerinden ve gezegenlerin gökyüzündeki d urumlarından bir anlamçıkararak eşref saati belirlerdi.

Günlük dilde bu deyim sinirli bir mizaca sahip olan sağı solu belliolmayan bir kişiden bir şey isteneceği zaman “Şuan sırası değil, eşref saatinibeklemek lazım” şeklinde de kullanılmaktadır.

Goygoyculuk Yapmak

Geçmişte Muharrem ayında ilahiler okuyarak kapı dolaşıp dilenentarikat mensubu dilencilere goygoycu adı verilirdi. Bunlar, Muharrem ayındaniki gün önce Üsküdar’daki tekkelerine giderek şeyhlerinin yanında toplanır veburadan dörder beşer kişilik grupları halinde semtlere dağılırlardı.

Muharrem ayının birinci gününden onuncu gününün akşamına kadarsokaklarda ilahiler okuyarak dolaşan goygoycular, gülbank çekerler vedurdukları kapının önünde “Cenab-ı Hak evvel ab-ı kevserden sizlere de bizlerede kana kana içmeyi müyesser eylesin! Diye dua ederlerdi.

Ev sahibinin kendilerine verdiği zahireyi ise yine dualarla alır,Üsküdar’daki tekkeye getirirler, on günün sonunda toplanan erzak oradapaylaşılırdı. Günümüzde bu deyim “Gevezelik, boşboğazlık yapmak” anlamında kullanılmaktadır.

Gülbank: Eskiden yeniçerilerin ulufe aldıklarında hep bir ağızdanmakamla söyledikleri dua ya da kimi dergahlarda hep bir ağızdan ve makamlayapılan dua, söylenen ilahi ya da içilen ant.

Ne dersiniz, Yüce Atatürk, tekke ve zaviyeleri niçin kapatmış sizce?Yorumu okuyucularıma bırakıyorum.

İpsiz Sapsız:

Bir işe yaramayan, boş gezen, serseri kimseler için kullanılan birdeyimdir. Deyim ayrıca birbirini tutmayan, akla yatmayan saçma sapan sözlerikarşılamak içinde kullanılır.

Eskiden Anadolu’nun çeşitli yerlerinden İstanbul’a çalışıp parakazanmak için adamlar gelirdi. Bunların bir hüneri veya küçük de olsa işyapacak parası olmayanları, hamallık yaparak çalışmaya başlarlardı. Ancak hamalolmak için de kişinin ipi veya ip alacak olması gerekirdi. Halbuki bazıtaşralıların ipi ya da ip alacak parası dahi olmazdı. Bundan dolayı çoğu kez“ipsiz” diye hakir görürlerdi.

İnsan Kuş Misali

Üsküdar’da miskin (cüzzam) hastalığına tutulanların barındırıldığı“Miskinler Tekkesi”nde, hastalığın en son safhasında olan ve neredeyse bütündünya ile alakaları kesik bir halde yaşayan iki derbeder vardır.

Bir koğuşun iki ayrı köşesinde yatan bu iki hasta, bir gün nasılsayerlerini değiştirme kararı alırlar. Ancak bu karar alındıktan sonra her günkonuşup sözleştikleri halde bir türlü kalkıp yerlerini değiştirmeleri mümkünolmaz.

Neredeyse bir sene uğraşarak büyük bir zahmetle yerlerinideğiştirdikten sonra biri diğerine dönerek “İnsan kuş misaliymiş… Geçen yılneredeydik bu yıl neredeyiz?” der.