Ercüment Köybaşı

Ercüment Köybaşı

ESKİ BAHAR MİMOZALARI

Bademler çiçek açıp, yapraksız dallarında Sarıasma Kuşlarınıağırlamaya başladımı mor hüzün çöker Haylaz İmgelerimin koynuna.

Siyah önlüklü, hem de kasketli kızlar, ince kravatlı Liselierkekler, Pınarbaşı’nın Akasya sıralı yolunda, adı sevda olan zaman tünelindesüzülüp gittiler.

“Dallar çiçek açtı, açtı,Kırlangıçlar uçtu, uçtu” Diye şiir ezberlerdik elli beşin Yedi eylülünde.Tabakhane Deresinin Kar sularına karışıp aktığı yıllarda Çay’ın kenarlarındaSet yoktu. Dalardık Şelâlenin Efsunlu akan, Hayıt dalları ile Kutsanmış soğuksularına. Yayılırdık Ailece, Kavakların altına, kapaklı sepetlerin narin sarılıyaprak sarmalarına.

İlkokulda iken sınıfla giderdik Pınarbaşı’na, oyunlar ayrışırdıyüreğimizde Beyaz Zakkumların bakışında. “Yerli malı, Yurdun malı” edasıylaanamın hazırladığı Çıkınlar savrulurdu, mahcup yer sofralarımızda.

Çağla Badem, Erik, Sepet içinde, cam bardakla satılırdı, kilo iledeğil. “Kiraz, ye biraz” Diye bağırırlardı. Kargı çöpüne, kirazın sapındanyorgan ipliği ile 5 tane sarılır, öyle satılırdı, adına da Turfanda(Mevsiminden önce yetişen) denirdi.

Kimler, kimleri ağırladı kim bilir bu Esrik mesire vadisinde. Bizdenönce Rum meyhanecileri varmış. Gazinoların, Okaliptüs ağaçları gölgesinde,Bohemya Biraları ve Kurtuluş Rakısı sahne alırmış. Hangi Levantenlerin,Zadelerin, Özlem dolaplarından indirip, Nakışlı bohçalarda taşıdıkları sevgininİkonaları takılmıştır, bahar çalılıklarına.

İp atlar, salıncak kurardık oeski yaşanmışlığın uzun servi dallarına. Çuval yarışması, mendil kapmacaoynardık. Susardık, abanırdık kaynak suyuna yüzükoyun, hâlâ içim yanar lıkır,lıkır.

O At arabalarında satılangübresiz Marulların yağlı göbeği, sahipsiz akan Çeşme suyunda elimizden kayar,kızarırdık, kızların Gamzelerinde.

Düğün Alayını gezdirirdi,sokak düğünü Otobüsleri. Gırnatalı ve Klarnetli Çengicilerin yorgun parmaklarısevgi dokuduğunda, Sibemol bir hüzün çalardı Gelin evi şarkılarında. Faytonlarşakırdı, sevgi üretirdi Doruk Atlar terli bedenlerinde.

Hey gidi yollarına Gül serptiğim Pınarbaşı! Sessiz akan derenin,Efsunlu Çam ağaçlarına kimlerin ismini kazıdın kim bilir?

Kamyon kasalarının arkasınatıkışırdı mahalleli, koşuşurdu ‘Tellidede’ sazlığının Gelincik tarlalarına.Hıdır-Ellezdi, Bahar Bayramıydı bunun adı, Kasnaklı uçurtmalarının heyecanında.Hiç Kırmızı lâlelere tutsak oldu mu gözbebekleriniz, Papatyalardan Taç ördülermi başınıza.

Yalnız Mor lalelerin açtığı Kepez’in kıyısız bir kıyısında Alargaolurdu çocukluğum.

Yıllar, peşi sıra geçti gençlik anılarımın sarnıcından. Düşlerisarışın, baharları Camgöbeği sanırdık, kendi kumaşında Epriyen hüznüm alıngannotalara dadanana kadar. Sonra sarıldık, öpüştük, helâlleştik Mimoza bakışlıhatıralarla.

Havuzlar suyunu doldururken, Vilayet eteğindeki JandarmaGazinosundan Nilüfer’in Lirik, çocuksu ama Kumral sesi yankılanıyordu, “ Kimarar, söyle kim arar, Vefasız olanı kim arar”. Kıyamet günüçöreklenir,yüreğimin sekisine.

Aşkı sorgulayan Midye gözlü, Cumbalı Evler, Kafeteryadaki Uzun ÇalarPlâklar öğretti bizi sevmeyi.

Tömbeki kokardı Pasaport kahvesindeki gençliğim. The Beatles “Obladi, Oblada, Taylor Swift’in Love Story, Tom Jones “Green Green Grass ofHome” “ Help Yourself” “ Without love”, el ele küllenmiş duygularımı İzmir deOkul sıralarına götürür hep. Size de uğrar mı bazen?

Ah! O işkilli, Evhamlı buseler, siyah beyazdı ama yüreğim avucumuniçindeki bir çift güvercin telaşındaydı hep.

“Lale devri çocukları” sayıldık, aksakala yorgun düştü resimlerimşimdi de. Ayıp, günah, yasak ilkesini becerenler var ya! Yerli Filmlerde Balgibi, Ünal sinemasının ön sıralarına otururlardı. Oysa elli dokuzluk Baharİmbat’ı, On dokuzuna Hınzırlanıyor, Ayırdın da değiller.

Kelebeklere Hırka ördürürdük uzaktan. Kalbim! Alacalı, sesi kırpık bir Serçenin ipatlayışı gibi olurdu.

Saçı sakalı ağarası Şarkılar, zemheride mi kaldınız! “ Daha öncelerinerelerdeydiniz” Diye hesap sorasım geliyor, en Hicaz’ından.

Zerdaliler çiçeklerini, mor Akasyalar kokusunu döktü adeta eskihatıralarımın oylumuna. Sezen Cumhur Önal’ın, Sen, Sen, Sen adlı şarkısındaMehmet Taneri, yine Sezen Cumhur’un “Benim Bütün Dualarım Seninle” ile ErtanAnapa, Göz pınarlarımızı Kızılırmak’a çevirirdi, “Koru Piknik” bahçesinde.

Sinemacı Tekin’in Kışlık Hisar’ındaki Konserinde “Aşk eski biryalan, Âdem’le Havva’dan kalan” şarkısı ile Kamuran Akkor, Zıp, zıp, zıplardısahnede Vasfi Uçaroğlu Orkestrası eşliğinde.

Ah! Ulema İmgeler, alıp gidin eski baharları karanlık denizinderinliklerine bence.

Mercanköşk kokulu Sabahlara uyanın.